26 Ocak 1992
Bilimseli heyecanlı oluyor
Çağımızın en yaygın
erkek modası olmasına karşın, yine de çok kişi pek bir şey bilmiyor
“bypass” konusunda.
Kimseyi suçlamak istemiyorum. Bu konuda pek birşey bilmeyen o çok kişi arasında bendeniz de varım.
Üstelik birlisiyle, ikilisiyle yetinmeyip, üçlüsü de yetmez deyip, tamı tamamına tam dörtlüsünü uygulatacak kadar çağdaşlığımı da bu modaya bağlılığımı da kanıtladıktan sonra ancak... Büyük itirafımı yapıyorum; Şimdi adının nasıl yazıldığını öğrenebildim
“bypass”ın.
“
By”la
“Pass”ın
arasına küçük bir çizgi konulup,
“by-pass” olarak yazılmazmış, meğer.
Sadece yazılışı konusunda değil
“bypass”ın
yapılışı konusunda ufak tefek eksik bilgilerimiz varmış.
Kalbi besleyen tıkalı damarın başına ve sonuna yerleştirilen damarın, bacaktan alındığını bilirdik, hep. Ulusça büyüklerimizden öyle görmüştük, öyle öğrenmiştik.
Oysa
Özal'dan bu yana yeni teknikler geliştirilmiş.
Şimdi göğüs bölgesinden alınan daha kaliteli bir damar kullanılıyormuş bu iş için.
Son birkaç yıldır hiçbir devlet büyüğümüzün
bypass ile ilgili bir girişimine tanık olmadığımız için bu evrensel modanın en çağdaş gelişmelerinden de kulak dolgusu bir-iki bilgi dışında, haberimiz olamamıştı.
Bu konuda ulusumuza hem en yeni bilgileri ulaştırayım, hem de uyutulmamla uyandırılmam arasında geçen altı saatlik sürede benim bedenimde ne gibi teknikler kullanıldı, onları öğreneyim diye...
Ameliyatımı yapan ekipteki operatörlerden birine sordum.
içtenlikle bilgi verdi operatör:
“Uyutulup, entube edilmenizden sonra median insizyonla önce thoraxınız açıldı, daha sonra ise parietal ve viseral perikardınız açılarak kalbinize ulaşıldı” dedi.
Büyük bir merakla dinlediğimi görünce de aynı içtenlikle devam etti:
"Kalp, cold blood potassium tekniğiyle durduruldu ve topikal hypotermi ile tekrar ısınmaktan alıkonuldu."
Acaba sonra ne olmuştu? Onu da açıkladı doktorum:
“Tam olarak hatırlamıyorum ama… Ya arteria mammaria interna sinistra ya da hem sinistra hem de dextra birlikte kullanıldı” dedi
“Bu arada bir de bacaktan, saphena parva greftleri alındı”.
Derin derin düşünüyormuş gibi yapıp, sordum:
“Peki, bunlar alındı da ne yapıldı?”
Onu da açıkladı doktor:
“Polypropylen ile greftler, tıkanıklığı bypass edecek şekilde anostomoze edildiler.”
Uygulanan tekniklerin tümü, herhalde bu kadar değildi. Daha sonra neler yapıldığını da öğrenmek istedim.
“Valla daha sonra ise insizyon subkutan, kontinü sütüre edildi" dedi
“Ondan sonra ise perfüzatör ile morfin ve heparin infüzyonuna başlandı. Bunu extubasyon uygulaması izledi.”
Nasıl olduysa oldu, içimde birden bir merak uyandı.
Acaba
extubasyon uygulaması nasıl bir sonuç vermişti? Onu sordum.
Sorumu duyar duymaz doktorum, katıla katıla gülmeye başladı.
“Ameliyat sonrası uyandırılma" imiş meğer, extubasyon.
Ben de onun açıklamasını duyar duymaz katıla katıla gülmeye başladım.
“İsterseniz ben daha sonra yapılanları da anlatayım" dedi doktorum ve ister miyim, istemez miyim beklemeden daha sonra yapılanları da anlatmaya başladı:
"EKG'de S-T segment elevasyonlarının olup olmadığına baktık, extrasistol var mı yok mu ona baktık..."
Birden sözünü kestim:
“Extrasistol var mıydı?” dedim.
Çok az bir biçimde sinüs kaynaklı extrasistol varmış.
“Allahtan ventrikül kaynaklı extrasistol yoktu” dedi
"Malun sinüs kaynaklı olanlar masum dur ama ventrikül kaynaklı olanlar ciddidir.”
Doktorum, postperikardio tomy sendromu oluşması olasılığı karşısında da hazırlıklı bulunduklarını söyledi.
“Oluşmadı, postperikardio tomy sendromu değil mi?" dedim.
Oluşmamış.
"Oluşsaydı, mesela...” dedin
“Ne gibi bir belirti gösterirdi?"
Doktorum, bir çırpıda yanıtladı bu sorumu:
"Perikardial frotman betirtisi görülürdü” dedi.
Yine derin derin düşünüyormuş pozlarına büründüm:
"Allahın şanslı kuluymuşum dedim
“Ya bir de postperikard otomy sendromu oluşsaydı da perikardial frotman belirtisi görülseydi bende?”
Doktorum hiç de önemsemedi bunu:
“Ibuprofen olduğu sürece perikardial frotman bir sorun değildir asla" dedi
“Çünkü ibuprofen, bu tür perikardial frotmana ani ve kesin cevaptır.”
Hem bir ameliyat süresine başımdan neler geçtiğini öğrenmek hem de bypass ameliyatlarında
Özal’dan bu yana geliştirilen teknikleri ulusumuza duyurmak ve tanıtmak amacıyla doktorlarımdan biriyle yaptığım içtenlikli görüşmeyi size aynı içtenlikle yansıttım.
Bir bilim adamının, bilimsel dilini kullanarak yaptığı açıklamasında gerçekte neler demek istediğini bir an önce öğrenmek istiyorsanız eğer, o zaman bu bilim dilini iyi bilen bir tanıdığınıza başvurun ve...
“Ne demek istiyor bu adam kimsenin anlamadığı bir dilde birşey anlattığını sanarak?” diye sorun.
Ya da... Hiçbirşey anlamak istemeseniz de farketmez. Böyle birçok bilimsel açıklamanın tümümüzde oluşturduğu kuzu kuzu bir alışkanlıkla,
“kuş mu çıkacak, civciv mi çıkacak" diye kendi kendimizi oyalayarak, hep birlikte bu açıklamanın da sonunu bekleriz tüm sabrımız ve tüm saflığımızla, beşyüz gün daha…
Etiketler:ameliyat, bypass, doktor, Ekg, Mete Akyol bypass ameliyatı, otomy sendromu