26 Ocak 1992
Çekoslavakya’daki casusumuz kimdi?..
Sovyet tanklarının Çekoslovakya'ya girdiği
21 Ağustos 1968 sabahı kapatılan Çekoslovakya sınırları üç gündür açılmıyor, yeni yeni Sovyet tankları ve Sovyet askerlerinden başka, Çekoslovakya’dan içeri uçan kuş bile bırakılmıyordu. Dış Haberler Şefi
Sami Kohen, birçok Batılı meslektaşıyla birlikte
Avusturya-Çekoslovakya sınırında bekliyor, bir türlü sınırdan içeri giremiyordu.
Dünya kamuoyu,
Çekoslovakya ile ilgili haberleri ancak işgalcilerin resmi bültenlerinden izleyebiliyor, fakat Çekoslovakya'da gerçekte ne olup bittiğini öğrenemiyordu.
Çek milliyetçilerinin yayın gücü çok düşük olan
“korsan” radyolardan yaptıkları açıklamalar etkili olamıyor, yayına başladıktan kısa bir süre sonra
“keşfedilip” susturulan bu radyoların yerlerine yenileri yayın yapamıyordu.
Dünya kamuoyu,
“Çekoslovakya'nın içinden” haberler bekliyordu.
Dünya kamuoyu, Çekoslovakya’dan
“inanılır haberler” bekleye dursun, ben de
Ankara’da o dayanılmaz ağustos sıcağından kurtulabileceğim izin günümün gelmesini bekliyordum.
“Of ne sıcak… Nefes alınmıyor bu sıcaklarda” diye söylediğim bir sırada nasırıma basılmış gibi fırladığımı hatırlıyorum.
“Ben Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne gidiyorum” dedim.
Genel Müdür
Çölaşan, bir hafta önce gelip röportaj yaptığım genel müdürlükte beni yeniden görünce şaşırdı. Genel Müdüre, bir hafta önce bana verdiği bazı bilgileri hatırlattım:
“Hani 15-20 tane kadar teleksin bulunduğu bir salonu gezdirmiştiniz bana" dedim.
“Evet.”
“Bu telekslerin her birinin, bir başka ülkeye bağlı olduğunu söylemiştiniz ve (Meteorolojinin sınırları yoktur. Her gün bu ülkeler, belirli saatlerde bizi arayarak yarım saat süreyle bize ülkelerindeki meteorolojik durumu bildirirler) demiştiniz. Hatırladınız değil mi, Sayın Genel Müdür?"
“Elbette” dedi Ümran Emin Çölaşan.
“Telekslerinizden biri de Çekoslovakya’ya bağlıydı, hatırladığıma göre.”
"Evet. Çekoslovakya Meteoroloji istasyonu bize her gün saat 15.00'te ülkelerindeki meteorolojik durumu bildirir.”
Ümran Emin Çölaşan'dan ilk bakışta
“olmayacakmış gibi görünen" bir istekte bulundum.
“Biraz sonra saat 15.00’te Çekoslovakya Meteoroloji İstasyonu Çekoslovakya'daki Meteorolojik durumu bildirmek üzere teleksi açtığı zaman acaba telekste onlara bir soru sorabilir miyim?” dedim.
Genel Müdür
Çölaşan, kaşlarını gözlerinin üstüne indirdi:
“Ne gibi bir soru sormak istiyorsunuz?" dedi.
Damdan düşercesine girdi konuya:
“Ülkelerindeki meteorolojik durumdan başka, biraz da siyasal durumdan söz etmelerini rica edebilir miyim onlardan?"
Genel Müdür Ümran Emin Çölaşan bu isteğime o an nasılsa
"Peki" dedi, hala anlayamıyorum. Saat 15.00’e geldiğinde telekslerin bulunduğu salona birlikte çıktık. Bir-iki dakika sonra üzerinde
Prag yazılı teleks, tıkırdamaya başladı.
Prag’daki Meteoroloji İstasyonu, Çekoslovakya'da o günkü hava durumunu bildirdikten sonra, teleksin başına geçtim ve
“Bir dakika bir dakika” diye yazarak, teleksi hemen kapatmamalarını sağladım.
“Yarın saat 15"te bize ülkenizdeki meteorolojik durumu bildirirken, biraz da siyasası, durumdan söz eder misiniz? diye yazdım telekste. "
Batı dünyası, Çekoslovakya'da ne olup bittiğini çok merak ediyor ve sağlıklı bilgi alamıyoruz"
Mesajımı bildirdim ve karşı tarafın ne diyeceğini merakla beklemeye başladım. Çok kısa bir duraksamadan sonra, beklediğim yanıt beklediğim biçimde geldi:
“Yarın 15’te yayınımızı bekleyin. Hangi dilde isterseniz?”
“İngilizce”
Ertesi gün saat 14’ te gittim, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ ne. 15'e kadar bir saat, sanki bir yıl gibi geçti ve Genel Müdür
Çölaşan' la birlikte saat tam 15' te gözlerimizi
"Prag” teleksine diktik.
Prag teleksi, randevusuna tam zamanında geldi. Saat 15’i gösterirken teleks çalışmaya başladı.
“Bugün hava durumu değil,
tüm istediğiniz bilgileri geçiyoruz" diye başladı teleks yazmaya ve... İnanılmaz bir cesaretle,
“işgal altındaki Çekoslavakya” dan en sağlıklı bilgileri sıralamaya başladı.
Prag’dan gelen bilgiler, tam iki buçuk metre uzunluğunda teleks kağıdını doldurdu. Hiçbir gazetecinin
Prag’da da olsa, bir gün içinde kolay kolay sağlayamayacağı bilgilerdi bunlar.
"Sovyet tanklarının işlerine yaramasın diye köylülerin kentler arası yollardaki trafik işaretlerini söktüklerinden" tutun da
“Çekoslovakya’nın hemen her yerinde halkın (Ivan go homme) yazdıklarına” kadar, her tür bilgi geldi teleksten.
Prag’ın
Wenceslas Alanı’ndaki Sovyet tanklarına karşı gençlerin yumruklarını sallayarak protestosu, Sovyet helikopterlerinin halkın üzerine propaganda broşürleri attığı, halkın bu broşürleri toplayıp yırttıktan sonra, Sovyet askerlerinin gözleri önünde yaktıkları haberleri, hep bu bilgiler arasındaydı.
Prag’dan haberler bittikten sonra bu kez teleksin başına oturdum ve karşı taraftakilere
“çok çok teşekkür ettim”.
Bir de özel bir soru sordum onlara:
“Tüm ülkeniz işgal altında” dedim
“Bu bilgileri böylesine rahatlıkla nasıl geçebildiniz?”
Karşıdan gelen yanıt şu idi:
“Meteoroloji istasyonumuz Prag'dan 20 kilometre uzaklıkta bir ormanın içindedir. Sovyetler her yeri işgal ettiler ama henüz burayı akıllarına getirmediler. Şu anda Çekoslovakya’da işgal edilmedik tek kurum bizim burasıdır. Size yarın da haberler geçeceğiz..."
Teleks kapandıktan sonra Meteoroloji Genel Müdürü
Ümran Emin Çölaşan'la
birlikte odasına gittik.
“Aman Meteciğim, bu haberleri buradan aldığını kimseye söylemeyeceksin tamam mı?" dedi.
Genel Müdüre hiç merak etmemesini söyleyip kuş gibi uçarak gazetenin Ankara Bürosuna kondum.
Yazı işleri Müdürümüz
Hasan Yılmaer, önce inanamadı ama bilgileri gördükten sonra da çocuklar gibi sevinmeye başladı:
“Dünya basınında Çekoslovakya'dan haberleri ilk kez bizim gazete vermiş olacak yarın" dedi.
“Bu haberimiz yarın tüm ajanslar tarafından dünyaya yayılacaktır.”
Hasan Yılmaer bu sevincini bildirdikten sonra bir de kara kara bir düşüncesini bildirdi:
"Peki, biz bu haberin başına (kaynak) olarak ne koyacağız?" dedi.
“Prag desek olmaz... Ankara desek olmaz... Mahrecimiz ne olacak?”
İşin o yanını ben de düşünmemiştim.
“Bana bir-iki dakika izin verirseniz, size bir giriş yazısı yazayım, uygun görürseniz haberin başına onu koyarsınız” dedim.
Ve geçtim daktilonun basına, aynen şunları yazdım:
"Çekoslovakya ile temas kurduk."
Ankara’da
açıklayamadığımız bir yerden Çekoslovakya ile temas halindeyiz. Çekoslovakya’dan en son durumu, son derece mükemmel imkanlarla dakikası dakikasına alabiliyoruz.
İşte hayatları pahasına bize bilgi ulaştıran
Çek milliyetçilerinden aldığımız son haberler.
Bu haberler Çekoslovakya'da çeşitli kaynaklardan yararlanılarak çok gizli bir şekilde derlenmekte ve bize Ankara'ya ulaştırılmaktadır.
Çekoslovakya'daki noktamız işgalciler tarafından
“keşfedilinceye kadar" size
Çek milliyetçilerinden haberleri günü gününe vereceğiz.
Çekoslovakya’nın işgalinden tam dört gün sonra, 25 ağustos 1968 tarihli gazetenin birinci sayfasındaki
“Çekoslovakya'daki bir nokta ile temas kurduk" başlığı altında bu
“giriş” yayınlanıyor, girişimizi ise meteoroloji teleksinden aldığımız uzun bir haber-röportaj izliyordu.
Tüm yabancı haber ajansları o gün bizim gazetedeki haberleri bültenlerine alıp dünyaya bildirirken, Meteoroloji Genel Müdürü
Çölaşan ve ben yine saat 15.00 te
Prag teleksinden gelen ikinci günün yeni haberlerini alıyorduk.
O gün aldığımız yeni haberler de ertesi günkü gazetede yayınlanınca
Çekoslovak Büyükelçiliği Müsteşarı Peter Kadleç bizim büroya geldi, bu haberleri nereden ve nasıl alabildiğimizi sordu.
"Biz büyükelçiliğin telsiziyle bile temas kuramıyoruz" dedi.
"Sovyetler, bizim Dışişleri Bakanlığına da el koymuşlar."
Müsteşar
Kadleç’e bir-iki saat sonra yeniden gelmesini söyledim.
“Memleketinizden yeni yeni haberler getireceğim” dedim
"Bir-iki saat sonra geldiğinizde birlikte okuruz."
Üçüncü günün haberlerini almak üzere Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne gittiğimde Genel Müdür Çölaşan, beni bu kez teleks odasına değil kendi odasına aldı.
“Buğun kahvemi içeceksin ve yukarı çıkmadan buradan gideceksin" dedi
"Bu iş buraya kadar... Burada bitti bu iş...”
Birden yüreğim ağzıma geldi
“Sovyetler, Prag Meteoroloji İstasyonunu da mı işgal ettiler?” dedim.
“Keşfetmişler mi Prag Meteorolojisini?”
Genel Müdür Ümran Emin Çölaşan başladı gülmeye
“Yok yok henüz keşfetmediler de işgal de etmediler" dedi. Çok sonradan öğrendim ki
"Keşfedilen” meteoroloji istasyonu
Prag’daki meteoroloji istasyonu değilmiş de
Ankara’daki
meteoroloji istasyonuymuş meğer, laf aramızda...
Etiketler:Büyükelçilik, Çekoslavakya, Çölaşan, dış haberler, işgal, meteoroloji istasyonu, milliyetçi, Prag, Sovyetler, teleks