07 Haziran 1992
Dikkat… Kadın var…
Bu yıl olduğu gibi,
Kurban Bayramı’nın yarısı hafta sonu tatiliyle birleşmemişti de... İki hafta sonu tatili arasında, tam onikiden bir yer bulmuştu kendine.
Ve bir cuma akşamından, iki pazartesi sabahı ötesine kadar,
dokuz günlük bir gerinmeyle, kendini uzatabildiğince uzatabilmiş, yıllık yaz tatili gibi birşey oluvermişti.
İşte o uzuuun
Kurban Bayramı tatilinden önceki cuma gününün akşama doğru saatlerinde,
Beyoğlu'nda pahalı kürk mantoların satıldığı bir mağazaya, bir kadınla bir erkek girdi.
"Bir kürk manto almak istiyorum” dedi adam
“Lütfen bize en değerli kürklerinizi çıkarır mısınız?”
Mağaza sahibi, müşterileri erkekle kadını, mağazanın özel bir bölümüne davet etti:
“Lütfen buraya buyurun" dedi
"Hanımefendi kürklerimizi burada rahatlıkla deneyebilir.”
Ve yardımcılarından birine talimat verdi, dört tane değişik tür kürk manto getirmesini söyledi.
Mağazanın özel bölümünde müşteri hanım, getirilen kürk mantoları giydi çıkardı, giydi çıkardı ve içlerinden birini beğendi.
“Bu fena değil” dedi
"Bunu beğendim. Alabiliriz."
Kadının yanındaki erkek, kürk mantonun fiyatını sordu.
“Oniki milyon lira” dedi mağaza sahibi.
Erkek müşteri dudağını büktü, fiyatı beğenmediğini belirtti:
“Ben, daha değerli bir kürk satın almak isterdim" dedi
“Daha üstün kaliteli kürkleriniz yok mu?"
Mağaza sahibi, sevincinden uçmak üzere olduğunu belli etmemeye çalıştı:
“Elbette var, beyefendi” dedi
"Yalnız... Biliyorsunuz, çok özel olarak getirtilmiştir bu üstün kaliteli kürklerimiz... Fiyatları da biraz farklıdır, tabii...”
Mağaza sahibi bunları söyledikten sonra, müşterilerinden bir iki dakika için izin istedi:
"Bu üstün kaliteli kürklerimizi mağazamızın özel bir bölümünde, özel yöntemlerimizle, özel bir biçimde koruyoruz" dedi
“Bana bir ki dakika izin verirseniz, gidip, kendi ellerimle alıp getireyim."
Bir iki dakika sonra mağaza sahibi,
“en üstün kaliteli" üç kürk mantoyla döndü.
“Buyurun” dedi
“Hanımefendi bir de bunları denesinler, efendim.”
Müşteri bayan üç kürkü de giydi ve içlerinden birini, çok beğendiğini söyledi.
Yanındaki erkek, fiyatını sordu. Mağaza sahibi, ellerini ovuşturarak yanıtladı:
“23 milyon 850 bin liradır bunun fiyatı, beyefendi" dedi
"Fakat gerçekten değer bu fiyata... Çok üstün kaliteli bir kürktür.”
Müşteri erkek, bu kez de yanındaki bayana döndü:
"Gerçekten beğendin mi, hayatım?" diye sordu
"Evet diyorsan, hemen alalım."
Bayan
“evet” dedi, gerçekten beğendiğini bildirdi.
Şimdi sıra erkeğin,
"O halde alıyoruz” demesine gelmişti.
O da kendinden beklenileni yaptı ve...
“Alıyoruz, lütfen paketleyin” dedi.
Mağaza sahibi, 23 milyon 850 bin liralık kürkü, kendi elleriyle paketledi. Erkek müşteri de, cebinden çek defterini çıkardı, üzerine 23 milyon 850 bin lira yazdı ve mağaza sahibine uzattı.
Mağaza sahibi, ezile büzüle konuştu:
“Çok afedersiniz, beyefendiciğim” dedi
“Çek sistemiyle çalışmak prensibimiz dışındadır. Nakit para ile çalışıyoruz da..." Müşteri hiç bozulmadı:
“Çok haklısınız" dedi
“Fakat benim de üzerimde, 23 milyon lira nakit para taşımamın imkansız olduğunu takdir edersiniz, herhalde..."
Mağaza sahibi de ona hak verdi.
Müşteri, bir başka öneride bulundu:
“Şu saatte açık banka bulamayacağımıza göre, çeki hemen bozdurmamız elbette mümkün olamayacak..." dedi
“Buyurun, çek de, paket de sizde kalsın. Bayramdan sonra telefonlaşalım. Siz çeki bozdurduktan sonra bana telefon edersiniz, biz de gelip, paketimizi alırız. Anlaştık mı?”
Böylesi bir alışverişin anlaşılmayacak yanı yoktu.
“Elbette anlaştık" dedi mağaza sahibi
“Bayramdan sonraki ilk gün, ben sizi telefonla arar, çekinizi bozdurduğumu bildiririm, efendim. Sonra da, paketinizi teslim ederiz, efendim..."
Müşteri, üzerinde telefon numaraları bulunan kartvizitini mağaza sahibine verdi ve yanındaki bayanla birlikte mağazadan çıktı.
Aradan cumartesili pazarlı bir hafta sonu ile pazartesi günkü arifeden sonra salı günü başlayıp, cuma günü akşamına kadar süren
Kurban Bayramı ile, yine bir cumartesi pazarın eklenmesiyle pazartesi sabahına kadar uzayan dokuz günlük tatil geçtikten sonra... Dokuz gün sonraki ilk çalışma günü pazartesi öğle saatlerinde mağaza sahibi, müşterisini telefonla aradı:
"Beyefendiciğim, çok afedersiniz, herhalde hesabınıza para yatırmayı unutmuş olacaksınız" dedi
“Bu sabah iki kez gittim bankanıza İkisinde de, hesabınızda çekin karşılığı kadar para bulunmadığını söylediler."
Müşteri, telefonun öteki ucunda önce güldü, sonra da tüm içtenliğiyle, açık açık ve dostça konuştu mağaza sahibiyle:
“Siz o çeki lütfen yırtın ve atın" dedi
“Sonra da o gün büyük zahmetlere girip kendi ellerinizle paketlediğiniz kürkü de, yine bir zahmet edip, paketinden çıkarınız ve... Yine mağazanızdaki özel koruma yerinde, yine özel yöntemlerinizle korumanıza devam ediniz, lütfen..."
Mağaza sahibinin bu sözlerden hiçbir şey anlamadığını, telefonun öteki ucunda donup kaldığını gözleriyle görür gibi olduktan sonra da, dostça konuşmasını,
“erkek erkeğe” konuşmaya dönüştürdü:
“Arife günü sizi meşgul ettiğim için gerçekten çok çok özür dilerim" dedi
“Fakat o günkü o gösterim sayesinde, dokuz günlük kocaman bir tatili, o gün yanımdaki bayanla unutamayacağım kadar zevkli bir biçimde geçirebildim."
Mağaza sahibi, telefonun öteki ucunda bir süre sessiz kaldı. Sonra birden
“erkekçe" bir duyguyla kükredi:
“Bravo size, beyefendi” dedi
"Helal olsun size bu şahane numaranız... Tebrikler...”
Bir bayram öncesi pazar gününüzde, ilginç bir olayın, ilginç bir öyküsünü okuyasınız için değil sadece...
Biraz da,
"Dikkat, dikkat..." demek için anlattım size şimdi bu olayı.
"Aman dikkat... Bayram önceleri bu tür ucuz açıkgözlülükler yapılabiliyor" diye de değil...
“Bu tür açıkgözlülükler başarı göstergesi oldular, alkışlanacak olaylar sınıfına girdiler günümüzde” diye
“Dikkat, dikkat... Aman dikkat..." diyoruz.
Bir ucuz açıkgözlülük sonucu, bir kadını ister unutulamayacak bir tatilin partnörü yapın, onu ister bir show’un temel direği yapın.
Bir ucuz olayı, kadını kullanarak başarıya ulaştırma çabaları, bırakın dikkat etmeyi, baş çevirip bakmaya bile değer değildir, aslında...
Fakat madem ki günümüzde bir başarı kabul edilebiliyor, madem ki alkışlanabiliyor böylesi bir ucuzluk...
İşte o zaman, bin kez, onbin kez haykırmamız gerekiyor hep bir ağızdan:
"Dikkat dikkat... Kadın var...” Etiketler:açıkgöz, bayram tatili, karşılıksız çek, Kurban Bayramı, kürk, kürk manto, mağaza, özel bölüm, tezgahtar