31 Mayıs 1992
“O onundur, o onun…”
Ünlü romancımız
Yaşar Kemal'in isyanı olmasaydı...
Maliye eski
Bakanı Adnan Kahveci'nin, sonuçlarını almayı kafasına
koyduğu bir konuyu omuzlarında taşıma sorumluluğu ve inadı olmasaydı...
Üçümüz beşimiz dışında çoğumuz, belki bugün bile,
Hayrettin Karaca'nın
yaptıklarını da, hatta adını da, henüz duymamış olacaktık.
Ve
Brezilya'da,
tam beş gün sonra toplanacak
Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda,
“Dünyayı, dünyalılardan korumak için savaşan” beşyüz çevrecinin yeraldığı onur listesinde onun da adını gördüğümüzde...
Kimbilir, belki de bir utancı gizlercesine bir dikkatle kısacağımız fısıltılarımızla birbirimize,
“Kim bu Hayrettin Karaca?” diye sormak zorunda kalacaktık.
Hayrettin Karaca'nın,
yirmi yıl önce başlayan savaşımı çerçevesinde dünyanın çeşitli ülkelerinden getirttiği ve
Yalova'nın bir köyünde yetiştirdiği yedi bin değişik ağaç türünden oluşan
“Ağaç Müzesi”ni
Yaşar Kemal görünce,
"Böylesi saygıdeğer bir savaşım, halkın bilgisinden uzak tutulamaz" di
yerek isyan etmiş ve...
İstanbul’a
dönüşünde tüm gazeteleri ve televizyonları tek tek ziyaret edip, tümünün dikkatlerini
Hayrettin Karaca’ ya
ve onun
Yalova'daki
savaşımına çekebilmiştir.
Maliye eski
Bakanı Adnan Kahveci ise, böylesi saygıdeğer bir çaba karşısında hayranlığını tek başına dile getiremeyeceğini anlayınca, dostu gazetecilere mektuplar yazmış ve
Hayrettin Karaca ile onun savaşımının daha geniş topluluklara tanıtılması görevini, basın korosuna maletmiştir.
Onların
Yalova'ya
çektikleri medyanın ilgisi sonucu
Türk basını da
Türk halkı da sadece
Hayrettin Karaca’yı tanımakla ve onun savaşımının tanığı olmakla kalmamışlar, ondan, çeşitli ağaçların
“anlamı ve önemi” konusunda da unutulmaması gereken bilgiler edinmişlerdir.
Bir kayın ağacının saatte yaklaşık iki kilo oksijen ürettiğini, bunun da altmışdört kişinin bir günlük oksijen gereksinimini karşıladığını biz,
Hayrettin Karaca'dan
öğrenmişizdir.
Aynı kayın ağacının saatte ikibuçuk kilo karbondioksit harcadığını ve böylece atmosferin doğal gaz dengesinde önemli rol oynadığı bilgilerini de bize
Hayrettin Karaca verdi.
Bir metreküp orman toprağının toplam yüz kilometre uzunluğundaki ağaç kökleri ile sarılı olduğunu da bir metrekare genişliğindeki yaprak yüzeyinin saatte yaklaşık bir gram şeker ürettiğini de bir hektarlık ormanın, rüzgar hızını yüzde elli azalttığını, ikiyüzelli metre genişliğindeki bir orman şeridinin seksen desibel şiddetindeki trafik gürültüsünü kırk desibele indirdiğini de biz hep
Hayrettin Karaca'dan
öğrenmişizdir.
Dünyanın doğal varlıklarına sahip çıkmak ve onları korumak için sabırlı, özenli ve saygıdeğer savaşımından ötürü
Hayrettin Karaca, beş gün sonra,
Birleşmiş Milletler’in
"Dünyayı, dünyalılardan korumak savaşımı” veren beşyüz kişilik şeref listesinde yeralacak.
Ve kendisine,
“Dünyalıların teşekkürü" ödülü verilecek.
Hayrettin Karaca, bu onurlu ödülü alırken, onunla aynı kökün besleyici suyunu paylaşmalarının kendilerine bir hak verdiğini ileri süren kimi hazıryiyicilerimiz ise, açgözlülüklerinin kara peçesini kaldırıp, onun bu ödülünden gurur paylarını istemeye kalkışacaklardır.
Hayrettin Karaca, Yalova'nın sakin bir köşesinde otuzaltı bin dönüm toprak satın alıp, bu toprağını iğne oyası işlercesine bir özen ve sabırla yeryüzünün tam yedi bin değişik türdeki ağacıyla süslerken...
Doğu Akdeniz'in
kimbilir kaç tür ve kaç adet ağacını keserek açtıkları alanda gökdelen oteller yükselten girişimciler, bu ödülün gururundan pay değil, kırıntı bile almaya hakları olmadığını bilmelidirler.
Marmara Denizi'ni
bir sifon deposuna çeviren kafalar...
İzmit Körfezi'ni
kimyasal çöplüğe dönüştüren umursamazlar…
Porsuk Çayı’nı
kanalizasyon künkleri yapan gamsızlar,
Hayrettin Karaca ile aynı kökün suyunu ne denli çok paylaşıyor olsalar da...
Onun bu dünya ödülünün gururundan kendilerine bir pay düşmeyeceğini peşinen kabul etmelidirler.
Ne üzücüdür ki, bir
Türk’ün ilk kez sahip olabildiği bir evrensel ödüle, ulusça birlikte sevinemiyoruz, bu ödülün gururundan tek tek tümümüze pay çıkaramıyoruz.
Savaşımını ve hatta adını bile biri sorumlu bir romancımız, öteki sorumlu bir politikacımızdan duyup, öğrenebildiğimiz bir kişinin kazandığı ödülle övünmeye acaba içimizden kaçımızın hakkı var?
Dünyanın hangi kıtasının, hangi ülkesinde yaşıyor olursa olsun, doğanın varlığına saygılı her kişi, doğanın varlığına saygı duymayan yurttaşından daha çok hak sahibidir.
Hayrettin Karaca’nın
ödülünün gururunda...
Etiketler:Ağaç türleri nelerdir? Dünyalıların teşekkürü, Birleşmiş Milletler’in "Dünyayı, dünyalılardan koru¬mak savaşımı”, Hayrettin Karaca kimdir?, kayın ağacının oksijen üretimi, Maliye eski Bakanı Adnan Kahveci, ormanların önemi, Porsuk Çayı’nı kanalizasyon yapanlar, Yalova, Yalova Ağaç Müzesi, Yaşar Kemal kimdir?