04 Nisan 1993

Genel istek ve genel sitem üzerine

    Bizim “Foto Maç” gaze­tesinin sorumlu müdü­rü Turgay Vardar, ye­mekte kendisine anlat­tıklarımı, gazetesinde okuyucularına da anlatmamı istedi. “İnan, San Marino’ nun böylesi ayrıntılı özelliklerini ben de bilmiyordum, abi” dedi “Eminim, okuyucularımızın büyük bir bö­lümü de bilmiyordur. Bunları lütfen bizim Foto Maç’a yazar mısın?” Mesleğe gözlerini açtığı ilk günlerinde, o günlerinin meslek­sel heyecanıyla birlikte tanıdığım Turgay Vardar’ ı, daha sonraki yıl­larında mesleksel başarılarıyla ve mesleksel ödülleriyle birlikte izle­dim, hep. Şimdi bir müdür yetkinliğiyle benden, gazetesine yazı yazmamı istediğim görünce, kimbilir, belki de genç bir müdüre çekici geldiği­mi duymamın çenemin ucunda dolaşan ve çenemin ucunu okşa­yan sıcaklığıyla anında sarılıverdim önerisine. Ve aşağıdaki yazıyı yazdım. Üç dört gün sonra Turgay Vardar yine geldi. Bu kez istediği yazı değildi, izindi. “San Marino yazını okuya­mayanlar, okuyanlardan duy­muşlar, şimdi bizden ısrarla bu yazıyı yeniden yayımlamamızı is­tiyorlar” dedi “İzin verirsen bir kez daha yayımlayabilir miyiz aynı yazıyı?” Ve bizim San Marino yazısı, birgün sonra Foto Maç’ ta, fakat bu kez “Okuyucularımızdan ge­len genel istek üzerine tekrar ya­yımlıyoruz” üst başlığıyla, bir kez daha yer aldı. Bir yazının böylesi kısmetli olanını ilk kez görüyorum. İşte ba­kın, şimdi de STAR' da, yayımla­nıyor. Nedenini de söyleyeyim mi? Sizin bir bölümünüzün isteği, bir hayli büyük bir bölümünüzün de “Neden STAR’ da yazmadı­nız?” sitemleri nedeniyle burada da yer alıyor şimdi. Benim de sizden bir isteğim var: Okurken, üç hafta kadar geri­ye gidin... Türkiye Futbol Milli Takımı’ nın hani San Marino Fut­bol Milli Takımı’yla golsüz bera­bere kaldığı maç var ya... İşte o maçın oynandığı geceye gidin ve o gece, o maçtan sonra okumuş olun bu yazıyı:   İYİ Kİ GOL DE ATMADIK, TEKME DE ATMADIK...   “Allah yüzümüze güldü de, önceki akşam San Marino Milli Takımı’nın kalesine, yanlışlıkla da olsa, bir gol atmadık. Yoksa, milletçe ciddi ciddi sevinecektik ve... Kendimize de, milletimize de hem çok çok ayıp edecektik, hem de çok çok haksız­lık edecektik. Çünkü, frak yakasına takılmış renkli okul rozeti gibi asla yakış­mamış olacaktı bize, bir San Ma­rino galibiyetine sevinmek. San Marino’ nun takımına gol atmamakla bir isabet ettikse, San Marino' nun oyuncularından her­hangi birine, yine yanlışlıkla ya da ani bir kızgınlıkla tekme, yumruk atmamakla ise iki isabet ettik ve... Böylece, uluslararası düzeyde bir skandala neden olmaktan da kur­tulduk. Çünkü San Marino Milli Ta­kımı oyuncularından herhangi bi­ri şayet şu anda cumhurbaşkanı değilse, ya eski cumhurbaşkanıdır ya da yakın bir geleceğin cumhur­başkanıdır. Dünyanın ilk cumhuriyeti olan San Marino' da, bilir misiniz, her altı ayda bir cumhurbaşkanı seçimi yapılmaktadır ve... Her se­çimde ise iki cumhurbaşkanı se­çilmektedir. Yılda dört cumhur­başkanı eskiten onyedi bin nüfus­lu San Marino' da, onsekiz yaşını bitirmiş her erkekten biri, ya şim­diki cumhurbaşkanıdır ya eski cumhurbaşkanıdır ya da yakın ge­lecekteki cumhurbaşkanıdır. San Marino’lu erkekler de­mokrasiden yana ne denli çok şanslı iseler, askerlikten yana ise o denli az şanslıdırlar. Yüzkırk kişilik San Marino ordusunun, ülkede askere alacak delikanlı bulamamak dışındaki tek sıkıntısı, savaş yapamamak değil, manevra bile yapamamak­tır. Çünkü en düşük menzilli to­pun bile güllesi, ülke sınırları dı­şına düşmektedir. Ve İtalya ise, kendi toprakları­nın başka bir ülkenin askeri topu­nun hedefi olmasını elbette hoş karşılamamaktadır. Rimini,  San Marino’ dan sade­ce yirmisekiz kilometre ötededir ama.. Rimini' den San Marino’ ya otomobille gitmek isteyen bir tu­ristin, kesinlikle sabahın çok er­ken saatinde yola çıkması gerek­mektedir. Çünkü yola çıkmakta biraz geç kalan bir turist, San Marino’ da park yeri bulmakta da geç kalabilir ve... Bu nedenle de oto­mobilini İtalya topraklarında park edip, San Marino’ ya mecburen ve mecburiyetten sağlıklı yaşam yü­rüyüşü yaparak girmek zorunluğuyla da karşı karşıya kalabilir. San Marino' da çok kişi, yaşa­mını “ekmek elden, su gölden” yöntemiyle sürdürmektedir. Cezaevi müdürü ve gardiyanı, içinde yıllardır hiçbir tutuklu ve hükümlünün bulunmadığı cezae­vini bir yandan eş dostlarını kabul ettikleri özel bir misafirhane gibi kullanırlarken, bir yandan da “ka­ğıt üzerindeki görev”leri karşılı­ğında davetten maaş almaktadır­lar. San Marino hastanesinin tek doktoru, tek hemşiresi ve tek oda­cısı da yaşamlarını "ekmek elden, su gölden” yöntemiyle sürdüren “mutlu azınlık” arasındadırlar. San Marino' nun üç kişilik tıp ordusu mensupları dışında hasta­ları ise, hastalıkları süresince ken­dilerini geçici olarak “mutlu azın­lık” kesiminde görmektedirler. Kimbilir kaç haftada bir kez hastaneye başvuran bir hasta, kendini bir anda, beş yıldızlı otel­lerde bile göremeyeceği bir ilgi çemberi içinde bulmaktadır. “Dünyanın ilk cumhuriyeti” sıfatının tılsımlı mıknatısıyla çektiği turistlere, kale duvarları üzerinden Rimini ovasının man­zarasını seyrettirmesi hizmeti yanısıra, isteyene sütlü nescafe, isteyene buzlu coca cola servisi de sunan San Marino turizmi, hemen hiç kimsenin, hiçbir mektup zarfında görmediği, ar­kasına dil sürülmemiş, yüzüne el değdirilmemiş posta pullarıyla ise, bir yandan pul meraklısı tu­ristler için ayrı bir cennet oluştu­rurken, bir yandan da San Mari­no hazinesi için önemli bir gelir kaynağı oluşturmaktadır. San Marino’ nun “özellikleri­ni ve güzelliklerini” daha fazla sıralamayalım da, milletimizi daha fazla üzmeyelim. Şimdi milletçe üzüntüyü bırakmak ve Allah'a bir kez daha şükretmek zamanıdır. Allah yüzümüze güldü de, San Marino Milli Takımı’ nın kalesi­ne, körün taşı örneği, yanlışlıkla da olsa, bir gol atmadık, oyuncula­rına ise tekme ve yumruk atma­dık. San Marino' ya bir gol atsaydık, milletçe ciddi ciddi sevine­cektik ve... Bu sevincimizle kendi­mize de, milletimize de hem çok çok ayıp edecektik, hem de çok çok haksızlık edecektik, “San Marino' yu yendik” diye sevinip, bay­ram yaparak... Maçtan sonra Allah'tan, San Marino’lular sevindiler, kucak­laşıp, birbirlerini kutladılar da… Biz de ilk şaşkınlığımız geçer geçmez, onların bu sevinçlerine bakıp bakıp, “Biz neymişiz me­ğer, be abi?” diyebilerek gurur­lanır gibi olduk, kendi kendimi­ze, biz bize...”

Etiketler:, , , , , , , , , ,

YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, METE AKYOL'a aittir. METE AKYOL'un yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Menu Title