01 Mart 1992

Tavuk mu yumurtadan çıkar!

TAVUK mu yumurta­dan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar?” bilmecesini çözebil­mek ve tartışmasını sonuçlandırabilmek için, basit bir anahtar vardır. Bu anahtarı kullanabildiğiniz takdirde, sade­ce bu bilmeceyi çözmek ve bu tartışmayı sonuçlandırmakla kal­mazsınız... Benzeri birçok bilme­ce ve tartışmayı da aynı anahtar­la çözebilir ve sonuçlandırabilirsiniz. Bu basit, fakat sihirli anahtar şudur: Size sorulan sorudaki bilmece ve hatta tartışma konusu oluştu­ran çaprazlığı öncelikle ortadan kaldıracaksınız. Soru sahibinin gerçekte ne öğrenmek istediğini saptayacaksınız... Ve çapakların­dan temizlenmiş, çaprazlığından kurtarılmış, bilmece ve tartışma yaratabilecek özellikleri ortadan kaldırılmış, doğru, doğru, dos­doğru, yepyeni bir soru oluştura­caksınız. İşte sihirli anahtara siz de sahip oldunuz. Şimdi de bu anahtarı birlikte kullanalım: “Ta­vuk mu yumurtadan çı­kar, yumurta mı tavuktan çıkar?” sorusunu soran ki­şi aslında iki konuyu me­rak etmekte, bu iki konu­nun yanıtlarını öğrenmek istemektedir. Soru sahibi kişinin me­rak ettiği konulardan biri, “tavuğun yumurtadan çı­kıp çıkmadığı”dır. Sorusunun ikinci bölü­münde ise aynı kişi bu kez, “yumurtanın tavuk­tan çıkıp çıkmadığı” öğ­renmek istemektedir. "Yumurta mı tavuktan çıkar?” sorusunun mera­kında çünkü, başka bir ya­nıtın arayışı yoktur. Bilmece gibi görünen, tartışma konusu gibi görü­nen çapraşık tüm soruları önce bu çapraşıklıkların­dan kurtarıp, onları düzel­tip, temizleyip, doğru, doğ­ru, dosdoğru bir soru biçi­mine soktuktan sonra... Gö­receksiniz, o soruların ya­nıtları da nasıl kolay kolay gelecek birbiri ardısıra.. "Tavuk mu yumurtadan çıkar?” biçimindeki çapra­şık sorunun neşterlendirilmiş biçimi, “Tavuk, yu­murtadan mı çıkar?” so­rusudur. ‘Yumurta mı tavuktan çıkar?" çapraşık sorusu­nun temizlenmiş ve doğru, doğru, dosdoğru yapılmış biçimi ise ‘‘Yu­murta, tavuktan mı çıkar?” soru­sudur. Ve her iki sorunun yanıtları da, aynı çapaksızlıkta, aynı netlikte­dir: “Evet, tavuk yumurtadan çı­kar.” ‘‘Evet, yumurta tavuktan çı­kar." Tarım alanında iddialı bir kuru­luşumuz, motor üretimi alanında iddialı bir Amerikan firmasıyla birkaç yıl önce, Türkiye'de ortak yatırım yapmaya kalkıştı. Amerikan firmasının yetkilileri Türkiye'ye geldiler, Ankara'ya gittiler ve tarım donatımı konu­sunda iddialı kuruluşumuzun yet­kilileriyle görüşmek üzere aynı masa çevresinde birlikte oturdu­lar. Bizim kuruluşumuzun yetkilile­ri, uzun uzun nutuklar çekerek, yöneticiliğini yaptıkları kuruluşun ne denli büyük, ne denli güçlü ol­duğunu olası ortakları konuklarına anlattılar. Amerikan firmasının yetkilileri, bir yandan bu nutukları dinlerler­ken, bir yandan da duvarda sıra sı­ra asılı duran yaşlı ve orta yaşlı in­san portrelerini, meraklı gözleriyle elediler, taradılar. Öğle yemeği için verilen iki sa­atlik aradan sonra taraflar, ev sahi­bi kuruluşumuzun binasının aynı odasında yeniden toplandıkların­da, bu kez Amerikalı yetkililerden biri söz aldı. Ve konuşmasına baş­lamadan önce, duvardaki sıra sıra dizili çerçeveli fotoğraftan, işaret parmağının ucuyla bir bir gösterdi ev sahiplerine: “Bu fotoğrafların kimlere ait olduklarını çok merak ettik” dedi "Onların kim olduklarını lütfen söyler misiniz bize?” Ev sahibi tarafın özellikle hoşu­na gitti bu soru. Vefakarlıklarının olası ortakları tarafından farkedilmesi, onları son derece mutlu kıl­mıştı. Kurumun genel müdürü, bu konuda özel bir gurur taşıdığını belirten tavır ve ses tonuyla, konu­ğunun sorusunu yanıtladı: “Duvarda gördüğünüz bu fo­toğrafların herbiri, kurumumuza bizden önce genel müdür olarak değerli hizmetlerde bulunmuş büyüklerimize aittir" dedi. Amerikalı yetkili, bizim kuru­mun genel müdürüne teşekkür et­ti ve ortak yatırım görüşmelerine devam edemeyeceklerini bildirdi. Bizim ev sahibi taraf, büyük bir şaşkınlık içine girdi "Fakat ne­den?” diye sordular Amerikalı yet­kililere. Konuk heyetin başkanı, hem kendi adına, hem de arkadaşları adına yanıtladı bu soruyu: "Kurumunuzun, otuzaltı yıllık geçmişi olduğunu söylemiştiniz" dedi “Sizden önceki genel mü­dürlerin fotoğraflarını saydım, tam kırkiki adet..." Bizimkiler, bu iki rakamdan bir anlam çıkaramadıklarını söyledi­ler. “Şudur bu iki rakamın anlamı” diye devam etti Amerikalı yetkili "Bu kurumda bir genel müdürün ortalama görev süresi, bir yılı bile bulmamaktadır... Bir yıl sonra yapımına başlamayı planladığımız, iki yıl sonra ise üretime geçmeyi planladığımız bir traktör fabrikasının yatırım anlaşmasını, lütfen hak veriniz bize, nasıl imzalayabiliriz sizin­le, bugünden?” Başbakanımız Süleyman Demirel, geçen ay Amerika’ya gitti, geldi. Büyük büyük iş adamlarıyla da konuşmuş orada, onlardan büyük büyük sözler de almış. O büyük büyük işadamları Türki­ye’ ye geleceklermiş ve Türki­ye’de kocaman kocaman yatırımlar yapacaklarmış. Herhangi bir projeye Amerikalı ortaklarımızın yatıracakları ölçü­de bir paraya bizim de sahip ol­mamız ve bizim de bu parayı ya­tırmaya hazır olmamız yetmeye­cek Amerikalılarla ortaklıklar ku­rabilmemiz için... Adamlar, ortaklaşacağımız bir projeye kendilerinin yatırdıkları para kadar bizim de para yatırma­mızı bekliyor değiller sadece. Bilmece yaratabilecek, tartışma oluşturabilecek özelliklerden arındırılmış, çapraşık olmayan, doğru, doğru, dosdoğru sorularına, aynı temizlikte, aynı doğru, doğru, dosdoğrulukla yanıtlar da bekliyorlar “Tavuk mu yumurta dan çıkar?” ya da “Yumurta mı tavuktan çıkar?” biçiminde soru­lar sormuyorlar onlar. “Tavuk, yumurtadan mı çı­kar?” ya da "Yumurta, tavuktan mı çıkar?” netliğinde soruyorlar sorularını ve... Aynı netlikte yanıt bekliyorlar karşıdan... Bir ortak projeye, onların yatı­racakları ölçüde para yatırmakla kurulamıyor, Amerikalılarla or­taklıklar. Onların çapaksız soru­larına, çapaksız yanıtlar verebilecek bir iş yaşamı kültürüne de sa­hip olmamız gerekiyor ki… Bir sanayi ürününün satış fiya­tına bakıp, o ürünün maliyetini öğrenmek isteyen ortağın sorusu­na verilecek yanıtı da içeriyor, bu iş kültürü...

Etiketler:, , , , , , , , , ,

YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, METE AKYOL'a aittir. METE AKYOL'un yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Menu Title