03 Kasım 1991

Mevhibe Hanım CHP’ye üye oldu mu?

  MEVHİBE İnönü, han­gi partidendir? Bu soruyu Mevhibe İnönü’nün kendisine sorarsanız o da size hangi partiden oldu­ğunu rahatlıkla söy­ler. Fakat aynı soruyu İs­met İnönü’ye sorarsa­nız… Yani, “Eşiniz Mev­hibe İnönü Hanımefendi acaba hangi partidendir. Sayın Paşam?” derseniz, İsmet İnönü nasıl bir ya­nıt verir acaba? Herhalde, "Hadi canım sen de..." der. Sahi, gerçekte nasıl ya­nıtlar İnönü'ler bu soru­yu? Bizde fal bakmak yok. İki kere ikinin kaç ettiği­ni öğrenmek istersek, iki kere ikiyi bir güzel çarpa­rız, kaç ettiğini görürüz. 60’lı yılların sonlarında bu yöntemi bu konuda da uyguladım ve... Kafama takılan masum bir soruya yanıt bulabil­mek uğruna, İsmet İnö­nü'yle Mevhibe İnö­nü'yü, Richter ölçeğiyle orta şekerli derecede bir kavga­ya tutuşturdum. Mevhibe Hanım'a hangi par­tiden olduğunu sorduğumda, hiçbir partiye kayıtlı olmadığını söyledi. Gittim, İsmet İnönü’ye nak­lettim onun bu yanıtını. "Mevhibe Hanım, Cumhuri­yet Halk Partisi’nin üyesi değilmiş, Sayın Paşam” dedim. İsmet İnönü, “Hadi canım sen de" bile demedi. “Hıh" dedi, kesti attı. "İsterseniz kendisine sorun, Paşam... Gerçekten partiye ka­yıtlı değilmiş hanımefendi. Bizzat kendileri söyledi bunu." İsmet İnönü bir iki adım attı, Mevhibe Hanım’ ın yanına yak­laştı. "Ne diyor Mete böyle?" dedi "Sen ona, bizim partiye kayıtlı olmadığını mı söylemişsin?" Yaşasın… Mevhibe İnönü, be­nim biraz önce Paşa'ya nakletti­ğim sözlerinin doğruluğunu onayladı. İnönü'nün yüzündeki şakacı ifade bir anda kayboldu. “Niye öyle söyledin, peki?” diye çıkıştı. Mevhibe Hanım, sakin sakin yanıtladı eşini: “Çünkü partiye kayıtlı deği­lim de, onun için öyle söyle­dim. Paşam” dedi. İsmet İnönü’nün yüzünde iki cümle önce kaybolan şakacı ifa­denin yerine, öfkeyle kızgınlık karışımı bir ifade geldi: “Sen Cumhuriyet Halk Partisi'nin Çankaya İlçe Merkezi'nin hem de bir numaralı üyesisindir” dedi. Yüz ifadesini değiştirme sıra­sı şimdi Mevhibe Hanım'a gel­di: “Paşam ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir merke­zine kaydımı yaptırmadığımı, partinin üyesi olmadığımı çok iyi biliyorum" dedi ve tartışma­yı sürdürmek istemediğini be­lirten bir hareketle başını öte yana çevirdi. İsmet İnönü’nün, balayında eşinin küstüğü bir damat örne­ği, Mevhibe Hanım’ın önünden geçip onun yüzünün dönük ol­duğu yana gidişini, herşey bu­gün oluyormuşcasına bir netlik­le şimdi bile görüyorum. Eşiyle yeniden yüzyüze gelin­ce, kaşlarını çatarak sordu:"Yani şimdi sen, benim söy­lediklerimin doğru olduğuna inanmıyor ve bana itimat et­miyor musun?” Aynı sitemi, Mevhibe Hanım’ da İsmet Paşa’ya yaptı: “Siz de benim söyledikleri­min doğru olduğuna inanmı­yorsunuz, Paşam" dedi. Tüm yaşamları boyunca ör­nek bir çift oluşturdukları Mısır’daki sağır sultan tarafından bile bilinen İnönü’ler o akşam, yaşamlarında kimbilir belki de ilk kavgalarını yapacaklardı. Her cümlede giderek hararet­lenen konuşmalarına bu nokta­da ara verdiler. Bana döndü İsmet Paşa: “Yarın sabah Çankaya İlçe Merkezi'ne git ve üye kayıt def­terini görmek istediğini söyle." “Emredersiniz” dememi bek­lemeden, ikinci emrini de verdi: "Ondan sonra da bize gel. Neticeyi senin ağzından duya­cağım”. Paşa’nın emrini sabahın ilk saatlerinde yerine getirdim. Cumhuriyet Halk Partisi, Çan­kaya İlçe Merkezi’nin üye kayıt defterinde Mevhibe İnönü’nün adı, gerçekten birinci sırada yeralıyordu. Pembe Köşk'e akşam saatle­rinde gidip, Paşa’nın beni beklediğini söylediğimde kapıyı açan görevli, beni önce hanımefendinin görmek istediğini bildirdi. Konuk kabul odasına alındım Mevhibe İnönü hemen geldi ve araştırmamın sonucunu sordu. "Adınızı, üye kayıt defterinin ilk sırasında gördüm, hanıme­fendi” dedim. Mevhibe İnönü, partiye gidip kayıt yaptırmadığından son de­rece emindi. "Yeni yeni usuller ihdas edil­miş olmalı" dedi “Demek bir insanın haberi olmadan ve muvaffakati alınmadan partiye üye kaydedilmesi mümkün olabiliyor, artık.” Biz çaylarımızı içerken, İsmet Paşa girdi içeri. “Okudun mu Mevhibe Hanım’ın adını partide?” dedi. Okuduğumu söyledim. “Demek ki iddia sürerek söylediğimiz sözlerin doğrulukları kabul edilmelidir.” İsmet İnönü, bu cümlesini bana söyledi ama, “Hanımım sen duy” demek istedi. "Hanımı”ndan bir ses çıkma­dığını görünce de yüzündeki o şakacı ifadesini yeniden takındı ve o ifadesiyle Mevhibe Hanım'a takıldı: “Söylediklerimi duydun de­ğil mi?'' dedi. "Evet, duydum Paşam.” İsmet İnönü, bana söylediği cümlesini eşine de yineledi: “Demek ki iddia sürerek söy­lediğimiz sözlerimizin doğru­lukları kabul edilmelidir. Öyle değil mi?” Mevhibe Hanım da tebessüm etti: "Elbette, herkesin iddia sü­rerek söylediği sözlerin doğru­lukları kabul edilmelidir. Pa­şam” dedi. İsmet Paşa, kendi cümlesin­de eşinin yaptığı ufak değişikli­ği ya farketti de farketmemezlikten geldi… Ya da, duydu da duymazlıktan geldi.

Etiketler:, , , , , ,

YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, METE AKYOL'a aittir. METE AKYOL'un yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Menu Title