08 Kasım 1992

Alman bilmecesi…

Televizyon icat edil­meden önce dünya­nın hiçbir dilinde, “televizyon” diye bir sözcük yoktu. Teknoloji kişileri de uzaya gönderme­yi kafasına koyuncaya kadar, dünyanın hiçbir dilinde “astro­not” ya da “kozmonot” diye bir sözcük de yoktu. Otomobilin değil günlük ya­şamımıza, gece rüyalarımıza bile girmediği onsekizinci yüzyıl­da, hiçbir ülkenin insanının dilinde, elbette, "otomobil" diye de bir sözcük yoktu. Ya telefon?.. Ya radyo?... Ya sinema?... Ya tren?... Çağdaş zamanların geliştir­diği teknoloji, yaşam kolaylığımıza bu ürünleri, dillerimize de adlarını armağan etti. Amerika’dan İngiltere’ye, Japonya’dan Fransa’ya, İsveç’ten Çin’e kadar dünyanın, biri dışında, tüm ülkelerinin in­sanları, çağın bu yeniliklerini aynı yıllarda yaşamlarına sokarlarken, onların “doğumla­rında konulan adlarını" da, ay­nı yıllarda dillerine soktular. İşte bu nedenledir ki, tele­vizyonun adı Amerikanca'da da “televizyon” oldu, İngiliz­ce'de de “televizyon” oldu. Japonca'da da, Çince’de de, İsveç­çe'de de “televizyon” oldu. Fakat dünyanın tüm ülkelerinin sade­ce birinin dilinde “televizyon” olamadı tele­vizyonun adı. O inatçı ülke, Al­manya’ dır. Tüm dünya insan­larının “televizyon” dediği televizyona, bilir misiniz, yeryüzünde sadece Almanlar “televizyon” demez­ler. “Fernsehen”dir Al­manlar’ın dilinde tele­vizyonun adı. “Televizyon" söz­cüğündeki “uzak" an­lamına gelen "tele”yi atmışlardır, yerine kendilerinin aynı anla­mı taşıyan “fern” söz­cüğünü koymuşlar­dır... Arkasına da “gö­rünüm” anlamlı “viz­yon" yerine, aynı an­lamlı kendi “sehen”lerini eklemişlerdir. Ve Almanya'da kendini icat edeme­dikleri televizyonun, hiç değil­se, adım icat edebilmişlerdir. Almanlar sadece televizyo­nun adını Almancalaştırmakla yetinmemişlerdir. Tüm dünya dillerindeki “telefon”un da Almanca'sını yapmışlardır. Tele­fona ise, "uzak konuşucu” an­lamlı “fernsprecher” adını ver­mişlerdir. Almanlar’ın “fern”li bir yapma sözcükleri de, "fernschreiber” dır. Kendilerinin kendi dillerinde “uzak yazıcı” diye tanımladıkları bu aygıta tüm dünya insanları ise “te­leks" diyorlar. "Tele”li sözcükleri millileş­tirdiklerine bakıp da, Almanlar’ın sadece “tele”li sözcüklere karşı özel bir biçimde duyarlı olduklarını sanmayın. Trafiği de değiştirmişlerdir Almanlar. Tüm dünyanın “trafik” de­diği trafiğe onlar, “verkehr” de­mişlerdir. Trafiğin tüm kuralla­rını eksiksiz uygularlar, hatta uygulamayana cezasını biraz fazlaca da verirler ama... Adına “trafik” demezler, onun yerine kendilerinin “verkehr”ini kullanırlar. Bir Alman’ ın altında otomo­bilin belki de en göz alanı, en güvenilir olanı bulunur da... O Alman’ ın ağzında bu sanayi harikası ürünün adı bir türlü “oto­mobil” olamaz. Çünkü otomobil onun ağzı­na “kraftwagen” olarak girmiştir, onun diline “kraftwagen” olarak oturmuştur. Almanlar’ın hiç radyo dinle­mediklerini, hiç gazete okumadıklarını, hiç sinemaya gitme­diklerini, hatta hiç doktora bile gitmediklerini söylesem inanır mısınız? Bakın tane tane anlatayım da, gelin de hak vermeyin bana... Almanlar hiç radyo dinle­mezler, çünkü... Onlarda radyo yoktur, “rundfunk” vardır. Gazeteleri de “gazete” de­ğildir ki okunabilsin... “Zeitung” yapmışlardır, dünyanın “gazete” dediği gazetelerini… Sinemaları "kino’’dur, dok­torları “artz”dır. O nedenle sinema nedir bil­mezler ve gitmezler. . Aynı nedenle doktor bilmezler, doktora gitmezler. Tüm dünyanın “tren” dedi­ği tren, Almanya sınırlarından girer girmez bir anda kimlik değiştirir “zug” adını alır. “Tren”i, bir dünya sözcüğü olan “ekspres” bile çekse, değil onu değiştirmek, üstelik kendi­nin değiştirildiğini görür. Treni “zug” yapan Alman­lar, “ekspres"i ise kendi "hızlı" sözcükleriyle değiştirmişlerdir ve koskoca "ekspres tren”i Al­manya sınırları içinde “schnell zug” yapmışlardır. Dünyanın “pilot”u Almanlar'ın dilinde "flugfehrer”dir, “hostes”i ise “wirtin”dir. Almanya'nın ekonomisi de değişiktir dünyanın ekonomisinden. Tüm dünyanın ekono­misini Almanlar, kendileri için “wirtschaft” yapmışlardır. Yeryüzünde belki de en ba­şarılı bir biçimde ürettikleri motora bile “motor” demezler, tüm dünyaya inat "kraftmaschiene” derler motora. Tümümüzün dilindeki "ko­leksiyon”, onların dilinde “sammlung”dur, “parazit" ise “schmarotzer”dir. Almanlar, dünyanın tekno­lojik gelişmesi karşısındaki bu davranış biçimlerinin oluştur­duğu alışkanlıklarını şimdi de, dünyanın toplumsal ve siyasal gelişmeleri karşısındaki yaklaşımlarıyla sürdürüyorlar. Evrensel açıdan adı ve anla­mı ne olursa olsun, dünyadaki her yeni gelişmeye onlar şimdi, kendilerine özgü özel bir gözlükle bakıyorlar, dünyadaki tüm yeni olayları, ancak kendilerinin anlayabileceği bir dille adlandırıyorlar. Böylesine katı tutumlarıyla sınırlarının içine her döndüklerinde ise, evrensellikten bir adım daha uzaklaşıyorlar ve.. Kendilerini dünyanın öteki ülkelerinin insanlarından daha değişik bir konuma getiren, kendilerine özgü özelliklerine sahip oluyorlar. “Fernsehen"lerini öğren­mek, “schnell zug”larını öğrenmek, “verkehr”lerini öğrenmek mesele değil de... Toplumsal ve siyasal olaylar karşısında, kendilerine özgü özellikleri sonucu sergiledikleri "madem ben böyle düşünüyorum, o halde bu, böyledir” yaklaşımları var ya... İşte o yaklaşımlarına pek akıl erdirilemiyor, o yaklaşımla­rı pek anlaşılamıyor, çağımızın böylesinde, çağdaşlığımızın bu düzeyinde...

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, METE AKYOL'a aittir. METE AKYOL'un yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Menu Title