Televizyon icat edilmeden önce dünyanın hiçbir dilinde, “televizyon” diye bir sözcük yoktu. Teknoloji kişileri de uzaya göndermeyi kafasına koyuncaya kadar, dünyanın hiçbir dilinde “astronot” ya da “kozmonot” diye bir sözcük de yoktu. Otomobilin değil günlük yaşamımıza, gece rüyalarımıza bile girmediği onsekizinci yüzyılda, hiçbir ülkenin insanının dilinde, elbette, “otomobil” diye de bir sözcük yoktu. Ya telefon?.. […]
Arkadaşım, kara kara düşünüyordu. O kara karanlıkla kükredi: “Tabii böyle rahat olursun” dedi. “Senin de kızın olsaydı, o zaman görürdüm seni… Bakalım böyle gülebilir miydin o zaman, keyifli keyifli?…” Aslında keyifli keyifli filan güldüğüm yoktu. Sinirim tutmuştu, sinirimden gülüyordum durup durup. Arkadaşım, her boşaltmasından sonra yeniden oluşup, kabaran öfkesini yine boşalttı: “Belirli bir dönemi […]