15 Kasım 1992
Bir aşk hikayesi…
Sizleri bu hafta,
Constance C. Steel ve
Louise Barker adlı
Amerikalı iki hanımla tanıştıracağım.
Constance artık umursamıyor yaşının rakamla ifade edilmesini. Kendi de rahatlıkla
"92" diyebiliyor.
Louise ise, emeklilik yaşına kavuşan eşinin bu mutluluğunu da paylaşmak istiyor. Bu nedenin yüreğinden fışkırttığı bir sevecenlikle kendini, yeni karşılaştığı bir kişiye rahatlıkla
“Mrs. Emekli" diye tanıtabiliyor.
Her ikisinin de ortak yanları var: İkisi de aşık!
Bir ortaklıkları daha var:
İkisinin sevdiği de aynı!
İkisi de
Türkiye'yi
ve
Türkleri seviyor, ikisi de
Türkiye'ye
ve
Türklere aşık.
Louise Türkiye'yle
ve
Türklerle pek içli dışlı, pek sıkı fıkı da...
Constance'ın
aşkı tek taraflı.
O da
Türkiye'yi
ve
Türkleri en az
Louise kadar seviyor ama .
Türkiye ve
Türkler, onun bu sevgisinin farkında bile değiller, henüz.
Louise iki üç yılda bir
Türkiye'ye
geldikçe,
Bodrum'dan,
Pamukkale'den,
İstanbul'dan kartlar gönderiyor
Constance'a.
O da gelip göremediği
Türki
ye’yi ve
Türkleri, çaresizlikten, uzaktan sevebiliyor.
Ansiklopediler karıştırıyor, tarih kitapları okuyor ve... Her yeni bilgi edindiğinde, daha da çok sevdiğini anlıyor, sevdiğini...
Louise geçen yaz eşiyle birlikte bir kez daha geldi
Türkiye’ye…
Antalya’dan,
Bodrum'dan,
İstanbul'dan
zaman zaman gönderdiği kartlardan başka, uzunca bir mektup da yazdı
Constance’a.
Amacı,
“komşu çatlatmak" ya da
“aşık kıskandırmak” değildi. Onun da sevdiğini bildiği bir
güzellik"ten
, ona da bir pay ikram etti
Louise, mektubunun tüm satırlarında.
Constance’ın
Louise'e
yanıt teşekkürü var şimdi elimde. Bu iki bölümünü size de fısıldamak isterim. Bakın ne diyor
Constance:
“Sevgili Louise,
Muhteşem mektubunu dün aldım, yanıtımı bu sabah yazıyorum. Kısa oluşundan ötürü kusura bakma, bir iki gün içinde uzununu da yazacağım. Baştan sona
Türkiye'yi
ve
Türkleri anlatan o harika mektubun için sana çok çok teşekkür ederim.
Şu anda karşımda oturuyor olsaydın, senden anlatmanı isteyeceğim her şeyi yazmışsın mektubunda.
…..
Deniz kenarındaki bir havuzda, üstelik seksen derece sıcak bir havada tatil yapmak... Ne kadar şanslı bir ülkedesin, farkında mısın?
.....
Alışveriş yaparken
İngilizce konuşmak zorunda olmayışın da ne kadar ilginç... Demek istediğin an konuşmanı
Almanca'ya çevirip, alışverişini
Almanca konuşarak da yapabiliyorsun
Türkiye’de...
Türkler hakkında bunu bilmiyordum.
Türkler’in
Almanya’da çalıştıklarını da bilmiyordum. Onu da şimdi mektubundan öğrendim.
Burada bizim gezmek ya da çalışmak için bir eyaletten ötekine gitmemiz gibi, orada da insanlar demek aynı nedenlerle bir ülkeden ötekine gidiyorlar, başka ülkelerde geziyorlar, başka ülkelerde çalışıyorlar.
Hoş, teknolojik gelişme sayesinde yeryüzünde uzaklık diye bir kavram da hemen hemen kalmadı ya...
…..
Türkiye'den gönderdiğin kartlar sadece beni değil, tüm dostlarımı heyecanlandırdı.
Önüme gelen arkadaşıma gösterdim o kartları. Biz burada, o yerlerin fotoğraflarına bakıp bakıp heyecanlandık. Kimbilir sen orada, tarihi bugünlere kadar sırtlarında taşıyan o yapıların ve yapıtların hem de gerçek olanları arasında kimbilir ne kadar heyecan duymuşsundur.
Biliyor musun
Türkiye, tarihin imzasını hala korumakta olan bir ülkedir. Şu anda
Türkiye’de
senin yerinde ben olsaydım, inan
Louise, zevkten ve heyecandan aklımı kaçırabilirdim.
Türklerle ilgili olarak bilmeni istediğim, çok önemli bir gerçeği söyleyeyim sana:
Türkler, tarihleri boyunca hiçbir ülke tarafından işgal edilememişlerdir, hiçbir ülkenin egemenliği altında yaşamak zorunda kalmamışlardır. Tarihte bu özelliğe sahip tek ulus,
Türkler’dir.
…..
Hiç kuşkum yok,
Türkiye'de harika bir tatil geçiriyorsundur...
Amerika'ya
döndüğünde bana,
Türkiye ve
Türkler hakkında kimbilir daha neler, neler anlatacaksın... Hazır oradasın, görebildiğin kadar çok şey görmeye, tanışabildiğin kadar çok
Türkle tanışmaya bak.
Ama bir koşulla! Tüm anılarını aynen koruman koşuluyla..
Türkiye’den ne kadar çok anıyla dönersen, burada beni o kadar çok mutlu edeceğini unutma lütfen."
Uzaktan da olsa, bizi ve ülkemizi tanıdıkça seven.. Hem de
böylesine içtenlikli duygularla seven 92 yaşındaki
Constance'ı biraz daha yakından tanıtmak istiyorum size.
Louise'e
yazdığı bu mektubunun devamından öğrendiğime göre
Constance şu anda,
Senatör Al Gore'un
bir kitabını okuyormuş.
Kitap, insanların doğaya ve dünyaya tehditlerini konu ediyormuş.
“Özenle hazırlanmış ve özenle kaleme alınmış" diyor Constance
"Kitabı yazmadan önce Gore, bir hayli de kişisel araştırma yapmış... Yerkürenin giderek ısınması konusunda çalışmalar yapan bilim adamlarının, bu çalışmalarını yaptıkları tüm yerlere gitmiş... Hatta Güney Kutbu ile Kuzey Kutbu'na bile gitmiş... Döndüğünde kitaptaki bilgileri sana daha ayrıntılı anlatabileyim diye, okurken notlar alıyorum..."
Günlerinin hemen her dakikasının, her zamanki gibi yine dolu olduğunu da yazıyor
Constance.
Gününün büyük bir bölümünü ne yaparak geçiriyormuş, onu da öğrenmek ister misiniz?
Bakın, kendi
Louise’e
söylüyor. Biz yine kulaklarımızı uzatıp dinleyelim:
“İnsanın yapacağı o kadar çok şey var ki burada... Görme yeteneği çok zayıfladığı için artık okuyamayan bir kişiden söz ettiler geçenlerde. Evi, bizden iki sokak ötedeydi. Gittim, tanıştım. Şimdi hergün üç saat ona gidiyorum ve kitap okuyorum. Luther Burbank'le ilgili bir kitap okudum, bitirdim. Şimdi de yeryüzünün hangi bölgelerinde ne yöntemlerle portakal yetiştirildiği konusunda bir kitap okuyorum. Kendi seçti, kendi istedi o konuyu. James o kadar ilginç bir kişi ki, hemen herşeyi öğrenmek istiyor. Ayrıca, okuduklarımı asla unutmuyor, tümünü hatırlıyor...”
Bizi görmeden, fakat tanıdıkça seven
Constance'ı,
siz de görmediniz ama, itiraf edin, siz de sevdiniz, değil mi? Haydi şimdi, ona da söyleyin bu duygunuzu... O zaman bizi hem daha da çok tanıyacaktır ve daha da çok sevecektir.
Hem de,
Türkiye’ye ve
Türklere olan aşkının karşılıksız kalmadığını görecektir…
Karşılığında ise çoğumuz ondan, birbirimizi de değerini bir türlü anlayamadığımız
Türkiye’yi
de sevebilmeyi öğrenebiliriz, belki...
İşte adresi:
Mrs. Constance C. Steel
3201 Pine Road NE. 336
Bremerton, WA 98310,
U.S.A.
…..
Özel not: Ona artık,
“Connie” de
diyebilirsiniz.
Etiketler:alışveriş, Amerike, Bodrum, Constance C.Steel kimdir?, infgilizce, işgal, İşgal edilemeyen tek ülke, komşu çatlanmak, mete akyol, Pamukkale, Türk, Türk egemenliği, Türkiye sevdalısı, Türkiye’nin güzellikleri, Türkler bağımsızdır