“Bölünmez bütün”lük, Türk ulusunun kararının, dileğinin ve duasının ötesinde ayrıca, somut bir gerçeğinin de ifadesidir. Bu ulusal gerçeğimizin kaynaklandığı içiçe geçmiş yapımız, bir yandan bizi kendimize özgü bir nitelik sahibi kılarken, bir yandan da sosyoloji bilimine yeni yeni örnek oluşumlar kazandırmaktadır. Türkiye’de eti çatalla tabağa bastırıp, öteki eldeki bıçakla o et parçasından ancak ağza alınabilecek […]
Sizleri bu hafta, Constance C. Steel ve Louise Barker adlı Amerikalı iki hanımla tanıştıracağım. Constance artık umursamıyor yaşının rakamla ifade edilmesini. Kendi de rahatlıkla “92” diyebiliyor. Louise ise, emeklilik yaşına kavuşan eşinin bu mutluluğunu da paylaşmak istiyor. Bu nedenin yüreğinden fışkırttığı bir sevecenlikle kendini, yeni karşılaştığı bir kişiye rahatlıkla “Mrs. Emekli” diye tanıtabiliyor. Her ikisinin […]
Herkes gibi ben de bildiğimi sanırdım ama… Gözlerimle görünce, kulaklarımla duyunca şimdi öğrenebildim ancak, öğretmenlerimizin meğer ne denli içtenlikle seviliyorlarmış olduklarını… Masamdaki mektupların her satırında, kulaklarımdaki telefonların her nefesinde öğrencilerinin, öğretmenlerine özel öylesine kıpır kıpır sevgilerinin canlılığı var ki… Gözle görebildiğinde, elle tutabildiğinde ancak anlayabiliyor kişi, bu sevginin böylesi somutluğunu ve böylesi yaygın boyutluğunu… Birlikteliğimizi […]
İkisini de seviyorum ama, “demokrat” sözcüğünü daha çok seviyorum, “demokrasi” sözcüğünü daha az seviyorum. “Demokrasi”yi hiçbir zaman, “demokrat”ı sevdiğim denli çok sevemedim. Çünkü ben bir Türk’üm… Türkiye’de doğdum, Türkiye’de yetiştirildim ve demokrasiyi Türkiye’de tanıdım. Demokrat ile demokrasinin ortaklaşa kullandıkları yedi harfe bakıp, bu ikiz kardeş benzerliklerini görünce kişi, ikisinin arasında sanki pek bir fark yok […]