Bir kurtuluş zaferinin, her yıl yenilenerek yinelenen coşkularla kutlandığı bir bayram gününde size,
Nezahat Onbaşı'yı
tanıtmak istiyorum.
Nezahat Onbaşı, Kurtuluş Savaşı’ mızın komutanlarından
Albay Hafız Halit Bey’in
sekiz yaşındaki kızıdır.
Annesini kaybettiği o yıl
Nezahat'ın
elinden babası tutmuş ve götürebileceği başka bir yeri ve kimsesi olmadığı için onu, ancak kendi gidebildiği yere, cepheye götürebilmiştir.
Nezahat, babasının dizi dibinde bir çocukluk dönemi değil
Gediz ve Sakarya Cepheleri'nde,
Birinci ve ikinci İnönü savaşlarının
"meydanları”nda
bir askerlik dönemi yaşamıştır.
Çocukluğunu yaşamaya fırsat bulamadan
Nezahat, çocukluk yaşına karşın, savaş ikliminin yetiştirdiği bir savaşçı olmuştur.
Ve adını, cephe arkadaşları askerlerin taktıkları
“Onbaşı” rütbesiyle bütünleştirmiştir.
Kurtuluş Savaşı sürerken kurulan
Büyük Millet Meclisi”nin
Birinci Dönem Bursa Milletvekili Operatör Emin Bey, meclisin 30 Ocak 1921 tarihli oturumunda
Başkanlık Divanı’ na bir önerge vermiş ve
“12 yaşında, bilfiil müsademata (çarpışmalara) iştirak eden Nezahat Hanım'ın İstiklal Madalyası'yla taltif edilmesi" isteğinde bulunmuştur.
Ve daha sonra kürsüye gelerek bu konuda şu açıklamada bulunmuştur:
“Efendim, bu Nezahat Hanım denilen küçük hanım, mini mini hanım, sekiz yaşında öksüz kalmış. Babasının da başka kimsesi olmadığı için babasının kucağına düşmüş ve harbi umumide muhtelif cephelerde bu çocuk harp içinde büyümüştür. Hafız Halit Bey denilen zat da, gayet kahraman bir kumandanımızdır. Kızı Nezahat Hanım, o kahraman babaya layık bir çocuktur. 6 çocuk kendi eliyle yüzü mütecaviz düşman öldürmüştür. Ne zaman bir neferin, bir zabitin sarsıldığını görse, hemen yanına koşar, "Haydi beraber çarpışalım" der, onunla beraber çarpışır. Bu çocuk muhtac-ı taltiftir. İlk istiklal madalyasını bu çocuğa verirsek, büyük bir kadirşinaslık gösteririz. Ha, onu da arzedeyim: Bütün askerlerimiz buna “Türk Jandark’ı" namını vermişlerdir.”
Bursa Milletvekili Operatör Emin Bey’ in bu konuşmasından sonra
İzmit Milletvekili Hamdi Namık Bey kürsüye gelmiş ve bu konuda o da şu konuşmayı yapmıştır:
"Halit Bey'le kerimesini ben de tanırım. Hakikaten böyledir. Türklerin bir Jandark'ı addolunabilir. Yalnız bendeniz diyorum ki, pek kıymetli addettiğimiz İstiklal Madalyaları'nı Yunan madalyalarına benzetmemek için 12 yaşında bir çocuğa verilmesini caiz görmüyorum. Bendeniz, muvafıksa, Büyük Millet Meclisi namına bu kıza büyüdüğü zaman çeyizini temin edecek bir hediye takdim edelim diyorum."
Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi Bey ise,
“mini mini Nezahat Hanım”a,
paşalık rütbesi verilmesini önermiştir.
Onun
Büyük Millet Meclisi kürsüsünde yaptığı konuşma ise,
Birinci Büyük Millet Meclisi’ nin zabıtlarında şöyle yer almıştır:
"Efendim, bendeniz ilk defa olmak üzere Osmanlı tarihinde bir paşa hanım görmek istiyorum. Kendisine mirimiran (tuğgeneral) rütbesinin tevcihini teklif ediyorum. Yalnız nişan değil, bir de rütbe.”
Kurtuluş Savaşı’ ndaki kahramanlıklarından ötürü
Nezahat Hanım, bir
İstiklal Madalya
sı’yla mı ödüllendirilsin, yoksa büyüdüğü zaman çeyizini temin edebileceği bir hediyeyle mi ödüllendirilsin konusunda
Büyük Millet Meclisi bir karar alamayınca, bu konuyla ilgili başka bir karar almıştır.
“Konunun, Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı’ na havale edilmesi ve Nezahat Hanım’ın nasıl bir armağanla ödüllendirilmesi kararının, Başkanlık Divanı'nca kararlaştırılması" önerilmiştir.
Başkan bu öneriyi
Milletvekilleri’ nin oylarına sunmuştur. Oylama sonucu öneri kabul edilmiş ve bir karara bağlanması amacıyla konu
Başkanlık Divanı'na havale edilmiştir.
Havale edilmiştir de ne olmuştur, bilir misiniz?
Bilemezsiniz. Çünkü hiçbirşey olmamıştır da ondan bilemezsiniz.
“Savaş kahramanı bir kızımızın nasıl bir armağanla ödüllendirileceğine karar verilmesi amacıyla "Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı” na gönderilen konu, burada rafa kaldırıldığı anda biçim ve anlam değiştirmiş, bir ucu 1921 yılının Ocak ayında, bir ucu 1986 yılının Temmuz ayında olan dev bir boşvermişlik abidesi olarak tam altmışbeş yıl altı ay süreyle yer edinmiştir kendine, kaldırıldığı o rafta.
Ve ancak 1986 yılında,
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin o yıllardaki Başkanı
Necmettin Karaduman tarafından farkedilebilmiştir bu boşvermişlik abidesi.
Başkan Karaduman, hemen bir şild hazırlatmış, üst bölümünde
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ambleminin yer aldığı şilde, şunları yazdırtmıştır:
"İstiklal Savaşımız sırasında üstün hizmeti ve yararlılıkları TBMM tutanaklarıyla tespit edilen Sayın Nezahat Baysel'e şükran duygularımızla... Necmettin Karaduman, TBMM Başkanı.”
Haber, 1986 yılının 9 Temmuz günü basında şöyle yeralmıştır:
"Kurtuluş Savaşımızda büyük fedakarlık ve üstün kahramanlık gösteren 13 yaşındaki bir genç kıza Türk ulusunun minnet, şükran ve takdir duygularının iletilmesi için birinci Büyük Millet Meclisi’nin 30 Ocak 1921 günkü oturumunda alınan bir karar, aradan tam 65 yıl geçtikten sonra dün, TBMM Başkanı Necmettin Karaduman tarafından uygulandı.
Kurtuluş Savaşı'na 8-12 yaşlarında katılan ve TBMM’nin ödülünü 13 yaşında hakeden "Nezahat Kızımız", bu ödülünü dün 78 yaşında bir anneanne olarak alırken, "Beni böyle bir ödüle layık gören ulusuma ve onun temsilcisi TBMM'ne şükran ve minnet duygularımı sunarım" dedi ve gözyaşlarını tutamayarak ağladı.
30 Ağustos Zafer Bayramı coşkusunun çağrışımıyla size bugün
Kurtuluş Savaşı’ mızın kahraman kızı
Nezahat Baysel’i
tanıtayım istemiştim ve...
Onu tanıtırken, ulusça övündüğümüz kahramanlık özelliğimizi de gözler önüne çıkarayım istemiştim... Ayrıca, bir kahramanlık olayını ödüllendirmek isteyen milletvekillerimizin bu davranışlarıyla ise, yine ulusça övündüğümüz kadirşinaslık özelliğimizi de gözler önüne çıkarayım istemiştim ama…
Ulusça dövündüğümüz bambaşka bir özelliğimiz çıkıverdi ortaya kendiliğinden, tüm bu özelliklerimizin dizi dibinden…
çarpışmaGediz cephesiİstiklal Madalyasıİstiklal Savaşıkadirşinaslıkkahramankumandanmete akyolNecmettin KaradumanNezahat Baysel kimdir?Nezahat OnbaşıpaşaSakarya cephesisavaş kahramanıtaltifTBMM