Menü
Kategoriler
26nisan1992basyazi
Gilbert Becaud ve… özel bayrağı
26 Nisan 1992 1992
İKİ hafta önce Fran­sa Cumhurbaşkanı'nı ağırlayan Tür­kiye, iki hafta son­ra ise bir büyük Fransız konuğa da­ha ev sahipliği ya­pacak. Adı Fransa" sözcüğüyle bütünleşen ünlü şarkıcı Gil­bert Becaud da geliyor Türki­ye’ye. Ve aynen Cumhurbaşkanı Mitterand'ın yaptığı gibi, o da arkasında ülkesinin “mavi- beyaz-kırmızı" bayrağını taşı­yacak ama... Mavisinin üzerine sevgiyle serpilmiş kucak ku­cak iri beyaz noktalarıyla, "Gilbert Becaud’ya özel" bir bayrak niteliğiyle dalgalana­cak, onun arkasındaki “mavi- beyaz-kırmızı" renkler. Gilbert Becaud’yu tanıyabilme olanağını henüz bula­mamış yeni yeni yetişmekte olanlar için söyleyeyim: Gilbert Becaud, Fransa adının anıldığı hemen her yer­de, kendi adı da anılan birkaç Fransız sanatçıdan biri, belki de birincisidir. Fransa sözcü­ğü onun adını, onun adı da Fransa sözcüğünü çağrıştırır, çok zaman. Fransa’nın onurudur, Fransızlar'ın gururudur, Gil­bert Becaud. Fransa’da övgüyle söz edilir ondan. Fransızlar saygıyla anarlar onu. Hayranlarının arasında bir adı da, “Bay Yüzbin Volt’’tur. Yaşının frenleyemediği, kendinin ise sahnelere sığdıramadığı enerjisinden ötürü tak­mışlardır ona bu adı, sevgilile­ri Fransızlar. Fransa ayrıca, annesiyle arasındaki bir sevgi öyküsünü anıtlaştırmasından ötürü de ayrı bir duygusal sıcaklıkla kucaklar Gilbert Becaud'sunu. Anne-oğul Becaud’lar ara­sındaki bu sevginin öyküsü şöyledir: Paris’deki kabarelerin bi­rinde, gençler arasında bir ses yarışması yapılmaktadır. Oniki yaşındaki Gilbert’i bu yarış­maya annesi getirmiştir ama... Yarışmaya bir türlü sokamamaktadır oğlunu. "Çocuğunuzun kravatı yok, Madam” demişlerdir çün­kü, yöneticiler “Hiçbir yarış­macı, kravatsız katılamaz bu yarışmaya…” Madam Becaud’nun kafa­sında bir zeka şimşeği yanıp söner o an. Kabarenin mutfa­ğına gider, çalışanların yardı­mıyla bir makas bulur ve... Üzeri iri beyaz nokta desenli mavi etekliğinin bir bölümünü keserek, birkaç dakika içinde şık bir kravat yapar oğluna. Gilbert Becaud, annesinin kendi elleriyle yaptığı bu kra­vatı boynuna bağlar, o kravatla dinleyicilerinin karşısına çı­kar. Ve yarım yüzyılı aşkın sa­nat yaşamının bir gününde bi­le, “anne kravatı’nın boynun­daki ve göğsündeki yerini hiç­bir kravata kaptırmaz. Annesinin, kendi etekliğin­den kesip, kendi elleriyle dik­tiği ve kendi elleriyle oğlunun boynuna taktığı kravatındaki “mavi üstünde iri beyaz nok­talar”dan başka hiçbir renk ve hiçbir desen görmemiştir hiç­bir kimse bugüne değin, Gil­bert Becaud’nun göğsünde. “Mavi üstünde iri beyaz noktalar”, Gilbert Beca­ud’nun yaşamıyla bütünleş­mekle kalmamışlar, annesine sevgisinin ve kendi isminin simgesi de olmuşlardır. Gilbert Becaud’nun iki hafta sonra Türkiye’de verece­ği konserleri düzenleyen ulus­lararası emprezaryo ve organi­zatör Erkan Özerman, tümü­nüze müjdeleyeyim, bu ünlü sanatçıyı geçen hafta Paris’de "kalbinden vurdu.” Becaud’nun İstanbul kon­serleri için kendi çizdiği afiş­lerde Erkan Özerman, mavi- beyaz-kırmızı renkli Fransız bayrağının mavi renkli bölü­mü üzerine, yüreğinden ko­pardığı iri iri, beyaz beyaz nok­talar serpiştirdi ve... Bir zeka ve zerafet ürünü bu “Gilbert Becaud bayra­ğı”nı, onun yarım yüzyıllık ödüllerinin zirvesine dikti. Fransa'nın Cumhurbaşka­nı Mitterand iki hafta önce Türkiye’ye gelirken, arkasın­da ülkesinin mavi-beyaz-kırmızı renkli ulusal bayrağını ta­şıyordu. Fransa'nın ünlü sanatçısı Becaud ise, iki hafta sonra Türkiye’ye gelirken, arkasın­da kendi özel bayrağını taşıya­cak. Ve bu bayrak bir yandan Gilbert Becaud'nun hakedilmiş büyüklüğünün bağımsızlı­ğını ilan ederken, bir yandan da, böylesi hakedilmiş bir bü­yüklüğe, böylesi hakedilmiş bir bağımsızlığa, Türk ulusu­nun kendine özgü zekası ve zerafetiyle tuttuğu alkışı dalgalandıracak…
Bir Cevap Yazın
*
Menu Title