30 Ocak 1994

Ağamız, kızımızın elini kaç dakika sıktı?..

Köyün ağasının oğlunun düğününden dönen köy halkı, soluğu kö­yün en güzel, fakat en fukara kızının babası­nın tek gözlü evinin ka­pısı önünde aldı. Sevinçli haberi, köyün en yaşlı, en itibarlı kişisi verdi: “Gözlerin aydın olsun, müj­deler olsun, Recep kardeş" dedi “Ağamız senin kıza hem Hoşgeldin' dedi, hem kızının elini sıktı, hem de kızının sıktığı eli­ni bir tuttu, bir tuttu ki... Tam üç dakika bırakmadı, öyle kala­kaldı..." Kalabalık arasından bir baş­ka kişi, yarım bulduğu bu sevinçli haberi hemen tamamlayı­verdi: "Ağamız, kızının elini uzun uzun tutmakla kalmadı, Recep Emmi" dedi "Ağamız, gözlerini kısarak tan da, hafiften hafiften gülümseyerekten de baktı kızı­na...” Köyün en fakir kişisi Recep Emmi, duyduklarına inanmakla, inanmamak arasında sıkışıp kaldı: "Benimle alay etmiyorsu­nuz, benimle eğlenmiyorsunuz, değil mi hemşehrilerim?” dedi “Ağamız kızıma sahiden de öy­le, gözlerini kısaraktan, hafif­ten hafiften gülümseyerekten de baktı, değil mi?.. Doğru söy­lüyorsunuz, değil mi?..” Recep Emmi'nin beklediği onay, bir koro düzeniyle tüm ka­labalıktan geldi: “Vallahi de doğru, billahi de doğru, Recep Emmi...” dedi her­kes “İki gözümüz önümüze ak­sın ki, hepimiz gözlerimizle gördük bunu...” Recep Emmi’nin güzel kızı her sabah çeşmeye giderken kendisini hayran hayran seyre­den köyün delikanlılarından bi­ri, sevinçli habere bir tutam da­ha sevinç ekledi: “Bunların hepsi belki göre­mediler ama, ben gözlerimle gördüm, Recep Emmi" dedi "Ağamız, kızının elini uzun uzun sıktıktan sonra bir de ne yaptı biliyor musun?.. Kaşla göz arasında elini kızının beli­ne de doladı." Kalabalıktan iki kişi, bu en sevinçli haberi veren delikanlının gördüğü bu en sevinçli man­zarayı kendilerinin de gördükle­rini söylerken, kalabalığın öteki bölümü, bu talihli delikanlıların üzerine atıldı: “Haberin asıl büyüğü me­ğer sizdeymiş, aslanlar" diye çullandı herkes “Ağamız ma­dem elini kızın beline de dola­dı, o halde deminden beri bura­da ne demeye susup duruyorsu­nuz da, mahallemize bu büyük müjdeyi bir an önce vermiyorsunuz?.." Köyün en fakir kişisi Recep Emmi'nin tek gözlü evinin kapı­sı önündeki mahalleli kalabalığı, bu müjdelerden sonra oturup, bu müjdeleri değerlendirmek is­tedi. “Ağamızın, bizim Recep Emmi nin güzel, fakat fakir kı­zının elini sıkıp, kendisine  ‘Hoşgeldin' demesi, hepimiz bi­liyoruz ki, mahallemiz için bü­yük bir şereftir. Aranızda be­nim bu yorumuma katılmaya­nınız var mı?” Mahallenin, birkaç kahvesin­den birinin “ahkamcıbaşı” sının bu yorumuna, mahallenin öteki kahvelerinin “ahkamcıbaşı”ları bile itiraz etmediler. “Çok haklısınız, üstadımız" dediler “Üstelik siz hem yaşını, hem başını almış deneyimli bir yorumcu olarak, bu konuda muhakkak ki en isabetli görüşe sahip olmalısınız... Ayrıca, son seyahatinizde satın aldığınız anlaşılan yeni moda kostümü­nüz de, düşman çatlatıyor, doğ­rusu... Mahallemize getirdiğiniz bu şehirli görüntünüzden ötürü de size tebriklerimizi sunarız.” Bir başka kahvenin ahkamcıbaşı, üstad olarak kabullendiği bir önceki ahkamcıbaşının yoru­muna, kendi naçizane yorumuyla katıldı: “Ağamızın, bizim recep Emmi'nin kızına ‘Hoşgeldin' deme­si, üstelik bir de elini sıkması mahallemiz için elbette büyük bir şereftir ama..." dedi “Ağa­mız, o sıktığı eli tam üç dakika süreyle bırakmamakla, bana göre, çok anlamlı bir mana da ifade etmek istemiştir. Şimdi mahallece hepimize düşen mahallesel görev, ağamızın bu ma­nalı el bırakmaması hareketi­nin arkasındaki derin manayı görebilmek, bunu değerlendir­mektir." Genç bir yorumcu, ağanın bu hareketini, kendi boyunun derinliğinde değerlendirdi: “Bence ağamız bu hareke­tiyle, 'Şeref vardır ki, şerefler­den de üstündür’ demek iste­miştir” dedi “Yani mahallemi­zin kızının elini sıkmakla ağa­mızın mahallemize verdiği bü­yük bir şerefin yanısıra, elini kızın elinden tam üç dakika su­reyle ayırmayışıyla, sanki iki elin birbirlerine japon zamkıy­la yapıştırılmış gibi ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu da an­latmak istemiştir. Ve... 'Size bahşettiğim birinci şerefle yetinmeyin… Mahallenizde böyle gü­zel bir kızınız olduğu sürece, bakınız, size işte daha büyük böy­le şerefler de bahşederim... Çün­kü yeryüzünde öyle şerefler var­dır ki, daha önceki şereflerden de şereflidir’ gibi bir mesaj ver­mek de istemiştir.” Köyde birbiri ardısıra açılan kahvelerden birinin yorumcusu daha katıldı olayları değerlendir­meye: “Mahallemizin bu güzel kı­zına ağamızın ‘Hoşgeldin' de­mesi de, elini sıkması da, hatta elini üç dakika sureyle bırak­maması da, ağamızın son jesti çerçevesinde değerlendirildi­ğinde pek bir anlam ifade et­memektedir, arkadaşlar" dedi ve bu görüşünü şöyle açıkladı: "Biraz önce bir delikanlı kardeşimiz, ağamızın özel bir jestini anlattı, iki delikanlı kar­deşimiz de kendisini onayladı­lar' dedi “Ağamızın bu özel jes­ti, kolunu bir ara mahallemizin güzel kızının beline dolaması ve onun belini sarmasıdır... Bence, mahallemiz için ne den­li şeref verici olurlarsa olsun­lar, ağamızın ilk üç jestini bir kenara bırakalım ve... Yorumla­rımızı, ağamızın bu son jesti konusunda yoğunlaştıralım..." Mahallenin tüm kahveleri­nin yorumcuları, çok yerinde buldukları bu öneriden sonra başbaşa vererek, yorumlarını köyün ağasının son jesti konusun­da yoğunlaştırmaya hazırlanırlarken... “Hele pek o kadar acele et­meyin de, biraz durun baka­lım..." Köyün en güzel ve en fakir kızının babası Recep Emmi'nin bu çıkışından sonra mahallenin tüm halkı da, onları yönlendiren kahve ahkamcıbaşıları da birden sustular, birlikte güzel ve fakir kızın babasına kulak verdiler. “Bırakın bir el sıkmayla, be­le bir kol dolamayla verilen şe­refi” dedi Recep Emmi “Bu işin sonunda ağamız kimbilir belki de 'Sizde şeref nasılsa çok var… Ben size şeref vermekten vazge­çeyim de, onun yerine biraz para vereyim, ha? diyecektir belki de... El sıkmaktan, bele sarıl­maktan sonra ağamızın ne yap­tığını sanki hangimiz biliyoruz ki?..” Tüm mahalle halkı, Recep Emmi’nin görüşüne hak verdi. Ve böylesi işlerin sonunu pek çok merak ettiklerinden ötürü de, gerçekte ne olup bitti­ğini öğrenebilmek için, mahalle­lerinin en güzel ve en fakir kızı­nın eve dönmesini beklemeye başladılar, gecenin göz gözü gör­meyen böylesi zifiri karanlığın­da...

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, METE AKYOL'a aittir. METE AKYOL'un yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Menu Title