Menü
Kategoriler
Hürriyet, 03 Kasım 1974
Şerefinize… Mutluluğunuza… Sağlığınıza…
03 Kasım 1974 1974

Sizin içinizden biri olarak, sizinle beraber, sizin için buradayım.

Dertlerinizi, sevincinizi,  gu­rurunuzu yazacağım.

Gün olacak,  gözlerimiz  birlikte burada yaşaracak... Gün olacak,  göğüslerimiz yine birlikle, yine burada kabaracak.

Size, sizi yazacağım.

Değişik zamanlarda, deği­şik konularda, sizin ve benim değişik görüşlerimiz olacaktır. Fakat bu görüşlerimizi  teraziye koyduğumuzda. benim görüşlerimin sizin görüşlerinizden daha ağır basacağını  ileri süre­cek kadar  "Tartmadan değer­lendirebilme..  inadım ve yete­neğim hiç bir zaman olmayacaktır.

Tartışılacak konuları birlik­le tartışacağız, değerlendirme­lerimizi birlikte yapacağız.

Ben,  üzerinde yazılarımı yazdığım masamı,  padişah tah­tı sanabilecek kadar kişisel kudrete ve sihre sahip olmadı­ğımı biliyorum.

Güçlüğün olduğu gibi, gü­cün de her zaman sizde olduğuna inançla yemin ederim, iç­tenlikle tanıklık ederim.

İşte bu inanç ve İçtenlikle diyorum ki :

"Ben, yazı masamı sizin dizlerinizin dibinde kuracağım…

Bu köşede okuyacağınız yazılarımdan birini ,  Muş'un bir dağ köyünde,  üzerinde biraz önce ev sahibiyle birlikte çorba içtiğimiz yer sofrasında yaza­cağım.

Aynı köşede bir başka gün okuyacağınız yazımı, Lülebur­gaz'da,  bir ayçiçeği üreticisi­nin oğlunun, üzerinde biraz ön­ce dersini çalıştığı masasında yazacağım.

Bir başka yazımı, kimbilir kuzeyde mi olur, güneyde mi  olur, doğuda, batıda mı olur bir köyde,  köy öğretmeninin evin­de, ayakları  belki de sallanan bir masada yazacağım.

Şehirlerarası yollarda gece demeyip,  gündüz demeyip,  kar,  tipi, kızgın güneş deme­yip,  geçtikleri her kilometrede, ömürlerinden dakikalar bırakan kamyon şoförlerinin dertlerini, ya bir benzin istasyonundaki hesap masasında,  ya bir yol üstü lokantasındaki yemek ma­sasında yazacağım.

İlaçsızlıktan yataklarına yapışmış,  ateşler içinde yanan vatandaşlarımın alınlarındaki  ateşi , Sağlık Bakanı' nın avucu­na ulaştıracağım...  Onların na­bızlarındaki sayıyı,  hem de ek­siksiz olarak,  Sağlık Bakanı’ nın parmaklarına ulaştıracağım.

Haksız güçlerin ağırlığı al­tında ezilen hak’kı ,  Adalet  Bakanı' nın vicdanına sunacağım.

Köyüne okul  isteyen aydın­lık kafayı,  Milli Eğilim Bakanı’ nın gözlerinin içine tutacağım.

Zigana geçidinde,  ev temiz­lercesine bir titizlikle yollardaki taşları temizleyen karayolu iş­çilerini,  ellerim yetmez,  yüre­ğimle de alkışlayacağım.

Doğu'nun en doğu illerinde sizin için, benim için özel  yaşantısını feda edip, sessiz sedasız çalışan devlet memurlarını bağıra bağıra tanıtacağım.

Siirt'ten Bitlis’ten yazacağım…  Denizli'den,  Rize'den yazacağım...  Tokat' tan , Erzincan' dan,  Edirne'den,  Kars'tan yazacağım...  İstanbul'dan,  Ankara'dan. Urfa'dan,  Gaziantep' ten,  Merzifon'dan yazacağım..

Bir politikacının göz kapa­ğının,  ya da kaşının hareketine bakıp,  yarın havanın nasıl ola­cağını söyleyebilme yeteneğim yok.

Affedin beni.

Her konuda sizin görüşlerinizden daha üstün görüşlerim de yok.

Bir kez daha affedin beni.

Sizin için, sizi yazmak için, sizin aranızda olacağım. Bütün yapabileceğim, bu.

Kabul edin beni.

İlkokula başlarken gözleri­mi kapayarak içtiğim andımı gerçekleştirebilme olanağına kavuşmanın gurur veren so­rumluluğu ve sevinç veren coş­kunluğu içinde bugün, burada, karşınızda saygıyla ayağa kal­kıyor ve bu andımın bir yudu­munu,  izninizle bir kez daha içiyorum:

       “...Yasam,  yurdumu,  ulu­sumu özümden çok sevmektir....

Şerefinize...

Mutluluğu­nuza...

Sağlığınıza...  
Bir Cevap Yazın
*
Menu Title