HÜRRİYET’ e, esaretten geliyorum. Esaretten kurtulduğunuzda, oh, göğsünüze çektiğiniz hava, hürriyettir. Ayağınızı bastığınız toprak, hürriyettir. Sarıldığınız, öpüştüğünüz her dost, hürriyettir. Hürriyet, yüzünüzde serinliğini duyduğunuz her yaprak, gözlerinizle görebildiğiniz her dağ, her tepedir. Önünüzde, arkanızda engeller yoktur. Hür bir kişisinizdir. Gerçekte, hürriyetle esaret arasında olan engel, hiç de sanmıyorum ki, bir demir kapıdır, birkaç demir parmaklıktır. […]