BUGÜN, Mart’ın onbeşi... Bugün
Sezar'ı
vurdular
Senato’da... Arkasından geldiler, sağından, solundan geldiler ve...
Hançerlediler, kanlar içine gömdüler onu.
Yere yığılmadan önce, iki şey söyleyebildi sadece:
“Sen de mi Brutus?” diyebildi...
“Yıkıl öyleyse, Sezar” diyebildi...
Brutus, sağ koluydu
Sezar’ın... O nedenle
“Sen de mi, Brutus?” diye hayret etti.
Sağ kolunun elindeki hançeri gördü... O nedenle
“Yıkıl öyleyse, Sezar” diyerek kendine lanet etti.
Shakespeare’in
Romeo’sunu ve
Jülyet’ini biz
Türkiye’de, nedense, onun
Sezar’ından ve
Brutus’ undan daha çok tanırız.
Sadece tanımakla da kalmayız... Adını koyamadığımız bir çeşit sıcaklıkla benimseyip, hatta severiz de onun bu iki acemi aşığını.
Yaşamımızın belirli dönemlerinde,
Romeo ile Jülyet’ in
sevgisinin sıcaklığını, acaba al al yanan kendi yüzlerimizde de duyduk da, o nedenle mi onları kendimize daha yakın saydık, yoksa...
“Sevmişim bir kere, ölürüm de dönmem geri”
arabesk yeminine bizim gösteremediğimiz sadakati, bacak kadar bu iki sevgili kanıtladılar da...
Her ikisinin bu erkekliğine hayranlığımız nedeniyle mi acaba, onları kimimiz kalbimize gömdük, kimimiz başımızın üstüne oturttuk?
Aslında
Shakespeare’ in
bu iki sevgiliciğinden çok önce, onun
Sezar’ı
ve
Brutus’uyla
tanışıp, onlarla belirli derecede bir ısınıklık içinde olmamız gerekirdi.
Isınıklık içinde bulunmaktan öte,
Sezar’ı
da,
Brutus’u
da, günlük yaşamımızın birer parçası yapmalıydık.
Hatta, önemli sorumluluk taşıyan tüm kişiler, her yıl
Mart’ın
onbeşini,
“Brutus’u anma günü” ilan etmeliydiler.
Önemli sorumluluk taşıyan her kişi, her yılın bu özel gününü, önce
Yüce Sezar’ı
ve onun
Brutus’unu aklına getirmeye... Sonra da kendi
Brutus’unu
düşünmeye, kendi
Brutus’unu
bir kez daha gözden geçirmeye ayırmalıdır.
Çünkü çoğu sorumlu kişiler, kendi gölgelerinde kesinlikle bir
Brutus yeşerttiklerinin farkındadırlar.
Belirli ağaçların gövdelerinde üreyen değişik türdeki mantarlar örneği, belirli kişilerin gölgelerinde yeşeren çağdaş
Brutus’lar ise, görünümleri açısından,
Sezar’ın
Brutus’undan değişik bir türdedirler.
Sezar’ın
Brutus’u
türünün en belirli özelliği, elinde bir hançer olmasıdır. Oysa çağdaş
Brutus türünün elinde hançer yoktur.
Sezar’ın
Brutus’u
türü, hainlik de olsa, ihanet de olsa, yapacağı eylemini,
Sezar’ının
gözü önünde, onun yüzüne karşı yapar
Çağdaş Brutus türü ise, kendini asla göstermeksizin, hedefinin sağından, solundan, arkasından gerçekleştirir, aynı özdeki eylemini.
Çağdaş Brutus türünü,
klasik Brutus türünden farklı kılan çok önemli bir özellik ise, aynı özdeki ihanet ve hainlik eyleminin uygulanış yöntemidir.
Sezar’ın Brutus’u türünün hançerleyerek öldürme yönteminin aksine, çağdaş
Brutus türü hiçbir zaman öldürme yöntemini uygulamaz. Hiçbir
çağdaş Brutus, kendi
Sezar’ını öldürmeyi aklının ucundan bile geçirmez. Bu tür
Brutus’lar
için
Sezar'larını öldürmek, kendi kendilerinin yaşamlarına da son vermek demektir. Her çağdaş
Brutus, bir cenin örneği ana gövdenin yaşamına bağlamıştır çünkü yaşamını...
Ve her biri hainliklerini ihanetlerini, hedeflerini öldürmek yerine, onları damla damla emerek yaparlar.
Bizdeki
çağdaş Sezar’larla
çağdaş Brutus’lar
arası ilişkilerde değil sadece, biri birine
“can dost" diyebilecek denli birbirlerine ısınık olduklarını sanan kişilerin arasındaki ilişkilerde bile
Sezar ile Brutus ikilisi geliyor, kendine edindiği yere oturabiliyor, bu ilişkinin hem de tam ortasında.
Biz kim,
Romeo ile Jülyet’in
sevgisine özenmek, imrenmek kim? Evrensel anlamdaki sevgi simgeleri, birkaç numara büyük geliyor bizim yüreğimize.
Bize, Brutus’ları öğrenmekle Brutus’ları bilmek yaraşıyor. (Bu bilgilerle buluşabiliyoruz çünkü yaşamımızın belirli dönmeçlerinde...
Kasanızın anahtarlarını emanet edebileceğiniz denli güven duyduğunuz en yakın iki arkadaşınızın gözlerinin için dikkatle bakın. Büyük bir olasılıkla, orada çöreklenmiş, oturuyor durumda görebileceksiniz kendi çağdaş
Brutus’unuzu. Eğer orada değilse, beklenmedik bir dost eylemi bekleyin... O beklenmedik dost eyleminin içinden çıkıp, kesinlikle dikilecektir karşınıza, hem de en belirgin görünümüyle.
Kişilerin, dostlarını daha yakından tanıyabilmeleri için
“Brutus’u anma günü” ilan edilse keşke, her yıl
Mart'ın
onbeşi.
O gün
Sezar'ı
vurmuşlar
Senato’da... Hançerlemişler, kanlar içine gömmüşlerdi onu.
Yere yığılmadan önce, iki şey söyleyebilmişti sadece:
“Sen de mi, Brutus?” diyebilmişti...
"Yıkıl öyleyse, Sezar” diyebilmişti...
Sağ kolunun hançerini yemekte geç kalmamıştı yalnız. Sağ kolunu tanıyabilmekte geç kalmıştı
Yüce Sezar...anma günüBrütüsÇağdaşhançerRomeo ve JülyetsenatoSende mi Brutus?SezarShakespeare