Menü
Kategoriler
meteakyolbutundunyaaralik2013
Sonsuzluğunun 40. Yılında İsmet İnönü
01 Aralık 2013 2013

Atatürk’ün en yakın silah ve çalışma arkadaşı İsmet İnönü, askerlikten diplomatlığa, devlet adamlığından muhalefet liderliğine, hatta aile reisliğine değin yaşamı boyunca üstlendiği sorumluluklarını taşırken uyguladığı tutum ve davranışlarıyla toplumumuzun tüm bireyleri için bir öğretmen de olmuştur.

Düşman karşısında yalnızca savaş alanında değil, diplomasi masasında da ulusal zafer kazanılacağını ondan öğrendik, bir ulusal devrimin harfi harfine yerine oturtulabilmesi için, harfi harfine uygulanması gerektiğini, harf devriminden sonra onun tek Arap harfi kullanmama devrim terbiyesinden öğrendik.

Demokrasiyi, bir seçim sonunda Cumhurbaşkanlığı makamından ayrılırken kanıtladığı, “demokrasiye saygı”sında tanıdık. Atatürk’le birlikte Cumhuriyet’i kurdukları partinin, Atatürk’ten devraldığı genel başkanlık bayrağını birgün Kurultay delegelerinin oylarıyla rakibine teslim ederken ceketinin düğmesini ilikleme terbiyesinde, bu saygısını kimbilir kaçıncı kez yinelediğine tanık olduk.

1932 yılında Atina’da Venizelos’la birlikte izledikleri Balkan Atletizm Şampiyonası’nda, bir yıl önce şikayetçi oldukları hakemin görevlendirilmesini protesto etmek için ulusal takımımızı yarışmadan çeken kaptan Mehmet Ali Aybar 33 yıl sonra TBMM’de kendisine Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı olarak tanıtıldığında, “1932 yılında Atina’da neden koşmadın?” diyerek hesap soracak denli “devlete sahip çıkmak” sorumluluğunu da onda gördük, ondan öğrendik.

Bir geceyarısı demokrasiye başkaldıran askerlere, “Tek damla kan dökmeden bu işten vazgeçerseniz, hakkınızda adli işlem yaptırmam” sözüyle silahlarını bıraktıran Başbakan İsmet İnönü’yü yalnızca Türk Ulusu, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türk Silahlı Kuvvetleri değil, Türk demokrasi tarihi de her zaman minnet ve şükranla anmaktadır.

İsmet İnönü Türk ulusuna demokrasinin, “Her isteyenin, her istediğini yapabileceği değil, her isteyenin her istediğini yapamayacağı bir yönetim biçimi olduğunu” anlatabilmek için çok uğraş verdi. Onu anlayıp, örnek alanlarımız demokrasinin ne olduğunu öğrenebildiler.

Onu anlayamayanlar ise demokrasiyi, “her istediklerini yapabilecekleri bir yönetim biçimi” sanmaya devam ediyorlar, hâlâ…

Bir Cevap Yazın
*
Menu Title