Demokrasi sözcüğünü ilk kez, 1946 yılında duyduk. Yalnızca kulaklarımıza değil, dilimize de çok yabancı geldi bu sözcük. Dilimizi kolay döndüremediğimiz için ısırdık, çiğnedik, “dimokraasi” dedik; evirdik çevirdik, “timukraasi” dedik, yine de uyduramadık ağzımıza. Sonunda çareyi, beş bin yıl öncesinin Mısır’ında bulduk. Bir beyaz at resmi çizdik, adını “demirkırat” koyduk ve halkımıza demokrasiyi ancak böyle tanıtabildik. […]
Celal Bayar ve Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’nin 1950 yılında kazandıkları zaferden sonra Türkiye’deki en büyük demokratik zaferi, 1969 yılında Süleyman Demirel’in Adalet Partisi kazandı. Demirel’li Adalet Partisi o yıl yapılan seçimde, tüm partiler için artık hayal bile olmayan yüzde 54’lük bir başarı sağlamış ve tam 256 milletvekilliği kazanmıştı. Başta Adalet Parti’liler olmak üzere, Türkiye’de […]
Bağımsızlığını yeni ilan eden bir ülke ile mesleğine yeni banlayan bir gazetecinin ortak bir sorunu vardır. İkisi de bir an önce tanınmak ister. Gazeteciliğe yeni başladığım yıllarda, ben de bu kolaylığa kavuşayım isteğiyle hep, mesleksel yaşamımda bir milat oluşturmak istedim ve… Kendi kendime, “Birinci vazifen, okuyucularına kendini tanıtmaktır” emri verip, tanınma hedefimi ilkem, tanınma ilkemi […]