Doğu ve Güneydoğu sınır boylarımızın sadece görüntüleri değil, öyküleri de değişti, yavaştan yavaştan… Onlar da mı zamana uydular, ne?.. Onlar da insanın göğsünü pek kabartamaz oldular, yüzünü pek güldüremez oldular, insanın keyfine pek keyif katamaz oldular… Bir köyden ötekine giden çağın “çerçi”si gezici satıcıların başlarında toplanıp, güle söyleye pazarlık yapan kadınlar toplulukları pek […]
Önümdeki zarfların en kalını, içi en dolu olanı idi. Önce onu açtım. Masamın üstüne bir tutam, renk renk kutlama kartları döküldü. Bir de mektup çıktı, kartların yanından. Başlığında, ne anlama geldiklerini bilmediğim “AARD” harfleri basılıydı. Metni ise, belli ki, okuma yazmayı henüz öğrenmiş bir ilkokul öğrencisi tarafından ilk günlerin o kendine özgü özeniyle yavaş yavaş […]
Hazırlamakta olduğum bir kitaptan söz etmiştim, birkaç ay önce. “Sonra hepsi mezun oldular, çekip gittiler” dedirttiğimiz ve tarifsiz üzüntüler içinde bıraktığımız lise öğretmenimiz Haydar Göfer’e çoğumuz, mezun olur olmaz gittiğimiz yerlerden mektuplar göndermiştik de… İlki 1953 yılında, sonuncusu ise 1985 yılında yazılan bu mektupları öğretmenimizden biraz da zorla alıp, onlardan bir kitap yapmaya kalkıştığımı söylemiştim […]
Tohumu Ankara’da atılan, Ankara’da yeşeren, Ankara’da başveren… Fidesi, filizi, gövdesi Ankara’da gelişen, Ankara’da büyüyen… Kökleri Ankara topraklarında derinleşen, kolları İstanbul’da uzayan dostluklarımdan biri de, Hıncal Uluç’la aramdaki dostluğumdur. Sadece bir dostluğun keyfini değil, bir mesleğin tutkusunu da ortaklaştığım Hıncal Uluç’la aramda bir de, hiçbir zaman ortak bir noktasını bulamadığımız ilginç bir konumuz da vardır. Söliiim […]