• 6aralik1992basyazi Çankaya Kaymakamı

    Bir bilen kişi varsa… Ve de bildiğini bizimle paylaşmaktan çekinmezse… Lütfen söyler mi, Çankaya Kaymakamı’nın ne iş yaptığını? Bilebildiğimiz kadarıyla Çankaya ilçesinin tüm gereksinimleri, kurulduğu ta­rihten hemen sonra karşı­lanmaya başlamıştır. Onun için Çankaya ilçe­si, uzun yıllardan buyana, fil yutmuş bir boğa yılanı doy­gunluğu içindedir. Elektriği, suyu gitmemiş tek sokağı, okulu, yolu, kara­kolu yapılmamış tek mahal­lesi […]


  • 29kasim1992basyazi Güle Güle ve teşekkürler bay ve bayan WITTLER…

    Torunları birgün me­rak etseler de… Evliliklerinin kır­kıncı yıldönümünü birkaç ay sonra tamamlayacak olan Nancy ve Melvin Wittler’e, “Siz bu dünyaya ne nedenle geldiniz?” diye bir so­ru soru verseler… Torunlarının bu sorusuna büyükanne ve büyükbaba Wittler’ların yanıtı ne olurdu, bilir misiniz? “Biz bu dünyaya, Türk in­sanına yardımcı olmak için, Türk çocuklarının evrensel boyutlarda yetiştirilmelerine katkıda bulunmak […]


  • 22kasim1992basyazi O’nunla birlikte ve… Birlik olalım…

    Çok çok önemli bir işiniz yoksa… Ve de yarım sa­at kadar bir süre eğlen­cenizden uzaklaşabilmeyi göze alabilirseniz… İki gün sonra salı akşamı, lütfen birlikte olalım. Size, çok çok seveceğiniz genç bir kızımızı tanıtacağım. Adı, Gülay Kaya. Deniz­li’nin bir köyünde doğmuş, ora­da büyümüş… Annesi ev hanımı, babası “çiftçi”… Dört çocuklarının dördü de evden uçup gittikten sonra […]


  • 15kasim1992basyazi Bir aşk hikayesi…

    Sizleri bu hafta, Constance C. Steel ve Louise Barker adlı Ameri­kalı iki hanımla tanış­tıracağım. Constance artık umursamıyor yaşının rakamla ifade edilmesini. Kendi de rahatlıkla “92” diyebiliyor. Louise ise, emeklilik yaşına kavuşan eşinin bu mutluluğunu da paylaşmak istiyor. Bu nedenin yüreğinden fışkırttığı bir sevecen­likle kendini, yeni karşılaştığı bir kişiye rahatlıkla “Mrs. Emekli” di­ye tanıtabiliyor. Her ikisinin […]


  • 8kasim1992basyazi Alman bilmecesi…

    Televizyon icat edil­meden önce dünya­nın hiçbir dilinde, “televizyon” diye bir sözcük yoktu. Teknoloji kişileri de uzaya gönderme­yi kafasına koyuncaya kadar, dünyanın hiçbir dilinde “astro­not” ya da “kozmonot” diye bir sözcük de yoktu. Otomobilin değil günlük ya­şamımıza, gece rüyalarımıza bile girmediği onsekizinci yüzyıl­da, hiçbir ülkenin insanının dilinde, elbette, “otomobil” diye de bir sözcük yoktu. Ya telefon?.. […]


YASAL UYARI: Bu sitede yer alan tüm içerik, METE AKYOL'a aittir. METE AKYOL'un yazılı izni olmadan, bu içeriğin kopyalanması, imzalı veya imzasız kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Menu Title