Hemen hiçbir köşe yazarı, yazılarının belirli bir başlık altında yayınlandığı o ilk günlerinin mutluluğunu yalnız başına yaşayamamıştır. Yakını bir politikacı, yakını olduğu gazetecinin artık, kendine özgü bir başlık altında yazı yazmaya başladığını görünce, onun o köşesini, kendi siyasal görüşlerini rahatça açıklayabileceği bir hoparlör gibi görmüştür ve… O hoparlörden zaman zaman borusunu öttürebileceğinin inancıyla, yakını gazetecinin […]
İkisini de seviyorum ama, “demokrat” sözcüğünü daha çok seviyorum, “demokrasi” sözcüğünü daha az seviyorum. “Demokrasi”yi hiçbir zaman, “demokrat”ı sevdiğim denli çok sevemedim. Çünkü ben bir Türk’üm… Türkiye’de doğdum, Türkiye’de yetiştirildim ve demokrasiyi Türkiye’de tanıdım. Demokrat ile demokrasinin ortaklaşa kullandıkları yedi harfe bakıp, bu ikiz kardeş benzerliklerini görünce kişi, ikisinin arasında sanki pek bir fark yok […]
İNCiR de değildir, üzüm de değildir… Fındık, fıstık, tütün, pamuk da değildir… Türkiye’de en çok üretilen ürün, “caka”dır. Çünkü en kolay onu üretebiliyoruz. Sadece en çok ürettiğimiz değil… Ülkede en çok satılan ürünümüzdür de caka. Üretimi kadar, cakanın satışı da kolaydır çünkü. Caka satmanın özel bir yeri ve özel bir zamanı yoktur. Ülkenin her yerinde […]
Politikada hiç kimsenin, hiç kimseye “Oooo… Sen neymişsin be abi” diyerek takdir duygularını belirtmesi hem düşünülemez bir olaydır. Olmazlık derecesi böylesine yüksek olduğu için de hiçbir partili, böylesi bir siyasal güzelliği doğal bir davranışla, başka partiliden beklemez. Ve hakettiğine inandığı takdiri başka bir partiliden alamayacağını bilmesinden ötürü de bu takdirini kendi kendine yapmaktan da çekinmez. […]
Arkadaşım, kara kara düşünüyordu. O kara karanlıkla kükredi: “Tabii böyle rahat olursun” dedi. “Senin de kızın olsaydı, o zaman görürdüm seni… Bakalım böyle gülebilir miydin o zaman, keyifli keyifli?…” Aslında keyifli keyifli filan güldüğüm yoktu. Sinirim tutmuştu, sinirimden gülüyordum durup durup. Arkadaşım, her boşaltmasından sonra yeniden oluşup, kabaran öfkesini yine boşalttı: “Belirli bir dönemi […]